Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2010/22678 E. 2010/19789 K. 01.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/22678
KARAR NO : 2010/19789
KARAR TARİHİ : 01.12.2010

İmar kirliliğine neden olmak suçundan sanık …’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184/1, 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 28/01/2010 tarihli ve 2009/551 esas, 2010/17 sayılı kararına yönelik itirazın kabulüne, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına ilişkin, … Ağır Ceza Mahkemesinin 13/04/2010 tarihli ve 2010/478 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 10.07.2010 gün ve 46028 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.08.2010 gün ve 180454 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Sanığın üzerine atılı suçtan dolayı, mahkemece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184/1, 62. maddeleri uyarınca verilen 10 ay hapis cezasını müteakip hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan itiraz üzerine mercii mahkemece mevzuata aykırı yapılan yapının eski hâle getirilmesi için yapılması gereken masrafın karşılanmadığından bahisle vukubulan itirazın kabulü ile söz konusu kararın kaldırılmasına karar verilmiş ise de, sanığın eyleminde kamunun bir zararının meydana gelmediği, kaldı ki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184/5. maddesinde yer alan “Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar plânına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.” şeklindeki düzenlemeye göre, kişinin kararın kesinleşmesinden sonra kaçak inşaatı ruhsata uygun hâle getirmesi hâlinde cezanın bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacak olması karşısında, itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
5271 sayılı CYY.nın 231. maddesinin 6. fıkrasında, “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir” 5237 sayılı TCY.nın 184. maddesinin 5. fıkrasında ise “Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.” hükmü yer almaktadır.
İncelenen dosyada, itiraz merciinin, sanık hakkında hükmolunan 10 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin … Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik itirazı, gerekçede yasa maddeleri açıkça belirtilmese de T.C.Y.’nın 184/5 ve CYY.nın 231/6-c maddeleri hükümlerine dayanarak kabul ettiği görülmektedir. CYY.nın 231/6-c maddesi hükmü, sanığın mağdur veya kamuya verdiği maddi zararın karşılığı olan paranın ödenmesini gerektiren somut olaylarda uygulanabilir. Oysa dosyadaki bilgi ve belgelere göre mahkemece saptanmış ve sanık tarafından ödenmesi gereken somut, maddi bir kamu zararı bulunmamaktadır. İtiraz merciinin, 5237 sayılı TCY.nın 184/5 maddesindeki özel etkin pişmanlık hükmünü dikkate alan gerekçeyle iki ayrı kurumun uygulama koşullarını birleştirerek verdiği itirazın kabulüne dair kararın, hukuka uygun olmadığı anlaşılmaktadır. TCY.nın 184/5 maddesinde yer alan etkin pişmanlık ve CYY.nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulama olanağının, birbirinden bağımsız olarak ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Biri diğerinin ön koşulu sayılamayacağı gibi uygulanmasına engel de oluşturmamaktadır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, yasa yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, imar kirliliğine neden olma suçundan sanık … hakkında, … Ağır Ceza Mahkemesince itiraz üzerine verilen 13.4.2010 gün ve 2010/478 Değ.İş sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasası’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4/a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin itiraz merciince yerinde tamamlanmasına, 01.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.