Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2010/26700 E. 2013/6505 K. 11.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/26700
KARAR NO : 2013/6505
KARAR TARİHİ : 11.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre ve temyiz dilekçelerinin kapsamından sanıkların kendileri hakkında verilen mahkumiyet hükümlerini temyiz ettikleri sonucuna varılarak dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1-Şikayetçi sanıklar …, … ve … hakkında adli tıp uzmanından usulünce adli rapor alınarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanık …’nın kavgada kimseye vurmadığını savunması, şikayetçi …’nın kavgada burnundan yaralandığını ifade etmesine karşın, sanığın silahtan sayılan herhangi bir alet kullandığından bahsetmemesi karşısında, sanığın bu şikayetçiye yönelik yaralama suçunu ne suretle silahla işlediği kanıtlara dayalı olarak gösterilmeden yetersiz gerekçe ile yazılı biçimde hüküm kurulması,
3-Yerleşmiş yargısal kararlarda kabul edildiği üzere, gerek fail gerekse mağdurun karşılıklı haksız davranışlarda bulunması halinde, genel tahrik uygulamasında kural olarak, haksız bir eylem ile mağduru tahrik eden fail, karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını ileri süremez. Ancak maruz kaldığı tepki, kendi gerçekleştirdiği eylemle karşılaştırıldığında aşırı bir hal almışsa, başka bir deyişle tepkide açık bir oransızlık varsa, bu tepkinin artık başlı başına haksız bir nitelik alması nedeniyle fail bakımından haksız tahrik oluşturduğu kabul edilmelidir. Karşılıklı tahrik oluşturan eylemlerin varlığı halinde, fail ve mağdurun yekdiğeri yönünden tahrik oluşturan bu haksız davranışları birbirlerine oranla değerlendirilmeli, öncelik-sonralık durumları ile birbirlerine etki-tepki biçiminde gelişip gelişmedikleri göz önünde tutulmalı, ulaştıkları boyutlar, vahamet düzeyleri, etkileri ve dereceleri gibi hususlar dikkate alınmalı, buna göre; etki-tepki arasında denge bulunup bulunmadığı gözetilerek, failin başlangıçtaki haksız davranışına gösterilen tepkide aşırılık ve açık bir oransızlık saptanması halinde, failin haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması yoluna gidilmelidir.
Somut olayda sanık …’nın gece vakti evinin önünde diğer sanıkların alkollü şekilde küfürler edip yüksek sesle müzik dinlemeleri üzerine, rahatsız olup uyardığında kendisine ters cevap verdiklerini savunması, olayın gelişiminde de şahısları korkutmak için kuru sıkı tabancası ile havaya ateş ettikten sonra çıkan kavgada basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek biçimde bıçakla yaralanması karşısında, olayın çıkışında herhangi bir haksız hareketi bulunmayan ve devamında, haksız eylemi bulunsa da yaralanmasının derecesine göre diğer sanıkların eylemiyle kendi eylemi arasında orantısızlık bulunan sanık … hakkında TCK’nın 29. maddesi uyarınca haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
4-Suçu kabul etmemenin kanuni bir hak olduğu gözetilmeden, sanık …’nın suçunu inkar ettiği biçimindeki gerekçe ile TCK’nın 62. maddesindeki takdiri indirimin uygulanmaması,
5-Sanıklar … ve …’nın adli sicil kaydındaki ilamlar getirtilerek koşulları varsa TCK’nın 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin dikkate alınmaması,
Kanuna aykırı, sanıklar …, … ve …’nın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.