YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/28128
KARAR NO : 2011/1877
KARAR TARİHİ : 16.02.2011
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 289/1-1-2. cümle, 50/1-a, 52. maddeleri uyarınca 900 vc 40 Türk lirası adlî para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmasına dair, Sarayönü Sulh Ceza Mahkemesinin 01/02/2010 tarihli vc 2009/112 esas, 2010/2 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 07.10.2010 gün ve 61815 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.11.2010 gün ve 270450 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “1- Ayrıntıları Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22/12/2009 tarih ve 2008/7470 esas, 2009/21076 karar, 26/01/2010 tarih ve 2008/6720 esas, 2010/777 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, vedia sözleşmesinin bir türü olan yedieminlik kurumunun yediemine yüklediği muhafaza ve iade görevinin yalnızca kendisine teslim edilen yerde saklama ve iade etme yükümlülüğü yüklediği, hacizli malı satış yerine götürme yükümlülüğünün bulunmadığı, somut olayda sanığın savunmalarında borcunu ödediği için hacizli malları satış yerine götürmediğini açıklaması, dosyada hacizli malların teslim amacı dışında tasarruf edildiğine dair ikrar, tespit veya benzeri herhangi bir delilinde görülmemesi karşısında, mahkemece yerinde yapılacak inceleme sonucunda hacizli malların amacına uygun muhafaza edilmekte olduğunun ve teslim amacına aykırı şekilde tasarruf edilmediğinin saptanması halinde yasal unsurları oluşmayan suçtan dolayı beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2- Sanığın yediemin olarak kendisine teslim edilen hacizli mallan satış günü hazır etmediğinden dolayı muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, suçun konusunu oluşturan eşya bedelini kovuşturma başlamadan önce ödediğine dair sanığın savunması, müşteki ve tanık ifadeleri karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 289/2. maddesinin uygulanmamasında
İsabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü:
Sanığın aşamalarda borcu ödediğini savunması ve alacaklının da bu yönde anlatımda bulunması nedeniyle, ödeme tarihinin araştırılarak; borcun satış tarihinden önce ödendiğinin anlaşılması durumunda satış kararının hukuki dayanağının kalmaması ve suçun hukuka aykırılık öğesinin oluşmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi, ödemenin satış tarihinden sonra gerçekleştiğinin anlaşılması durumunda ise TCY.nın 289/2. maddesi hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı bulunmakta ise de, belirtilen hususların araştırılabilmesi için hakkında dava açılan eylemin hukuk düzeni tarafından suç olarak düzenlenmiş bulunması gerektiğinden, öncelikle tebliğnamede dile getirilen bir numaralı bozma nedeni üzerinde durulmalıdır.
Ayrıntıları Dairemizin 22.12.2009 tarih ve 2008/7470 – 2009/21076 ve 26.1.2010 tarih, 2008/6720 – 2010/777 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, vedia sözleşmesinin bir türü olan yedieminlik kurumunun yediemine yüklediği muhafaza ve iade görevinin yalnızca, ilgili malı kendisine teslim edilen yerde saklayıp koruma ve iade etme yükümlülüğü yüklemesi ve dolayısıyla yedieminin hacizli malı satış yerine götürme yükümlülüğünün bulunmaması karşısında hacizli malı satış yerine götürmeme eyleminde TCY.nın 289/1. maddesinde belirtilen ‘teslim amacı dışında tasarrufta bulunma’ ve hukuka aykırılık öğelerinin gerçekleşmediği gözetilmeden beraat hükmü kurulması yerine, yargılamaya devam edilerek ve ödeme savunması da araştırılmadan mahkumiyet hükmü kurulması yasaya aykırı görüldüğünden, 5271 sayılı CYY.nın 309/4-d maddesi uyarınca; Sarayönü Sulh Ceza Mahkemesinin 1.2.2010 tarihli 2009/112 esas, 2010/2 sayılı kararının YASA YARARINA BOZULMASINA, suçun maddi ve hukuka aykırılık öğelerinin gerçekleşmemesi nedeniyle sanığın hakkında açılan muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan beraatine, 16.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.