Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2011/1580 E. 2013/2822 K. 04.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/1580
KARAR NO : 2013/2822
KARAR TARİHİ : 04.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre; hükmolunan cezanın süresi itibariyle yasal olarak mümkün olmadığından sanık … müdafıinin duruşmalı inceleme isteminin CMUK 317, 318 maddeleri gereğince REDDİNE karar verilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
1-Eyleme ve yükletilen suça yönelik katılan … vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE sanık …’ın beraatine dair HÜKMÜN ONANMASINA,
2-Sanık …’ın hükümlülük kararının incelenmesinde ise;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Tefecilik suçunda suç öğeleri ve ceza uygulaması, eylemlerin 1.6.2005 tarihinden önce veya sonra gerçekleştirilmesine göre farklılık göstermektedir. Anılan suç;
a-765 sayılı TCK’nın yürürlükte olduğu dönemde, CGK’nın 3.7.1995 tarih ve 1995/207-236 sayılı kararında da belirtildiği üzere birden fazla kişiye sürekli ve sistemli bir biçimde faiz karşılığı ödünç para vermek suretiyle çıkar sağlanması, bir başka deyişle ödünç para verme işinin meslek haline dönüştürülmesi durumunda oluşmaktadır. Suçun yaptırımı ise 2279 sayılı Yasanın 2520 sayılı Yasa ile değişik 17. maddesinde düzenlenmiştir.
b-1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 241. maddesinde ise suç; “Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, …” biçiminde tanımlanmıştır. Bu düzenlemeye göre suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin önemi yoktur. Bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyecek ancak suçun zincirleme olarak işlenmesi olanaklı görülecektir. Ayrıca, tefecilik suçunda, faiz karşılığı borç para alan kişi meşru zeminde bulunmadığından suçun mağduru olarak kabul edilemeyecektir.
Diğer taraftan; kesintisiz (mütemedi) suçlarda kesintinin (temadinin) gerçekleştiği anda suçun işlendiği kabul edilmekle birlikte 5237 sayılı Kanunun 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun maddede yazılı tipik hareketin bir kez işlenmesiyle oluşan sırf hareket suçu niteliğinde bulunması ve yeni düzenlemenin suç öğeleri bakımından sanık aleyhine olması karşısında 1 Haziran 2005 tarihi öncesi ve sonrasındaki eylemlerin ayrı değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Yargılamaya konu somut olayda; katılmasına karar verilen … … isimli kişinin, 1998 ila 2001 yılları arasında faizle borç para aldığını, karşılığında sözleşme ve ibraname hazırlanarak kooperatif üyeliğini devrettiğini ifade etmesi, dosyada bulunan iki adet senedin düzenleme tarihinin 06.05.2004, noterde yapılan kooperatif devir sözleşmesinin 06.04.2001, sözleşme ve ibranamenin ise 2001 tarihli olması, iddianamede sanık …’ın, … isimli kişiye faizle borç para verdiğinden de bahsedilmemesi karşısında; sanık …’ın, maddede yazılı tipik hareketin bir kez işlenmesiyle oluşan sırf hareket suçu niteliğinde tefecilik suçunun ne şekilde 01.06.2005 tarihinden sonra işlediği ve 5237 sayılı TCK’nın lehine olduğu açıklanmadan, aynı Kanun’un 241. maddesi gereğince hükümlülük kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık … müdafii ve katılan … vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.