YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/2631
KARAR NO : 2013/2819
KARAR TARİHİ : 04.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, temyiz edenlerin sıfatı nedeniyle suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarına ilişkin hükümler inceleme dışı bırakılarak dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
1-Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
Eylemlere ve yükletilen suçlara yönelik katılan Hazine vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE sanıklar …, …, …, …, …, … … … ve …’nın beraatlerine ilişkin HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
2-Sanık … …’nun hükümlülük kararının incelenmesinde ise;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a-5237 sayılı TCK’nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun oluşumu için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup, 01.06.2005 tarihinden önce işlenip 2279 sayılı Kanunun 2520 sayılı Kanun ile değişik 17. maddesinde düzenlenen suçta olduğu gibi ödünç para verme işinin meslek haline getirilerek birden fazla kişiye sürekli ve sistemli biçimde ödünç para verilerek çıkar sağlanmasına gerek yoktur. Sırf hareket suçu niteliğinde olan tefecilik suçu, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verildiğinde oluşur. Hukuka aykırı şekilde faiz karşılığı borç para alan kişi suçun mağduru veya doğrudan zarar göreni olarak kabul edilmemektedir. Mütemadi suç olmadığından, kazanç elde etmek amacıyla değişik zamanlarda ödünç para verilmesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Zincirleme suç, bünyesinde birbirinden bağımsız birden fazla suç barındırmasına karşın, 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi gereğince cezalandırma açısından tek suç sayılmakta, bir cezaya hükmolunarak artırım yapılmaktadır. Ancak koşullarının oluşması halinde zamanaşımı, af, şikayetten vazgeçme gibi hukuki kurumların uygulanması açısından zincirleme suçu oluşturan her bir suçun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; tanık …’ün 2002 yılında, 2007 yılı Ocak ayında ifadesi alınan tanık …’ın 3 yıl önce, diğer tanık … …’un ise 2005 yılı Eylül ayında sanık …’ndan faiz karşılığı borç para aldıklarını ifade etmeleri karşısında, …’e faiz karşılığı borç verme eyleminin zamanaşımına uğradığı, tanık … …’a faiz karşılığı borç verme eyleminin 5237 sayılı TCK hükümlerine tabi olduğu, tanık …’a faiz karşılığı borç verme eyleminin ise tarihinin kesin olarak belirlenemediği anlaşılmakla; sanığın, tanık …’a faiz karşılığı borç verme eylemine ilişkin tarihin kesin olarak saptanmasından sonra temel ceza belirlenip, koşulları oluşursa 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerekirken, hükmün gerekçesinde “zincirleme suç hükümlerinin bu suç bakımından oluşmayacağı” kabul edilip, suç oluşturmayan ve suç oluşturup oluşturmayacağı belli olmayan eylemlerin çokluğunun temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılma gerekçesi yapılması suretiyle yazılı biçimde hüküm kurulması,
b-Sanığın sabıka kaydında yer alan eski hükümlülük kararı, kesinleşme ve infaz bilgileri ile dosyaya getirtilerek, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık … müdafii ile katılan … vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine 04/02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.