YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/741
KARAR NO : 2012/21102
KARAR TARİHİ : 17.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanıklar müdafiinin 09.10.2008 tarihli celsede lehe yasa hükümlerinin uygulanmasını talep etmesi karşısında sanıkların geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar değerlendirilmeden TCK.nın 62. maddesindeki takdiri indirim hükmünün uygulanmaması,
2-5271 sayılı CMK’nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 231/5 maddesi uyarınca mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmek gerekmektedir. Anılan maddenin 6/c fıkrasında belirtilen zarar kavramından, YCGK’nın 03.02.2009 gün ve 2008/250-2009/13 sayılı kararında belirtildiği üzere, yalnızca basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların anlaşılması gerekmektedir. Anılan zarar, ölçülebilir, belirlenebilir(somut) maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikte zararı kapsamamaktadır.
Mahkemece, sanıkların yeniden suç işlemeyecekleri kanaatine varılarak hükmolunan cezaların ertelenmesi ve sabıkasız olduklarının anlaşılması, görevi yaptırmamak için direnme suçunda ise maddi zarar oluşmaması ve manevi zararın ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmemesi karşısında, CMK’nın 231 .maddesinin 6.fıkrasında üç bent halinde sıralanan uygulama koşullarının varlığı irdelenip tartışılmadan, “müştekilerin davaya müdahil olarak katılıp sanıklardan şikayetçi olduklarını beyan ettiklerinden yasal unsurları oluşmadığı” biçimindeki yasal olmayan gerekçe ile CMK’nın 231/5.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3-Sanıkların eylemlerini birden fazla kolluk görevlisine karşı gerçekleştirmelerine karşın, TCK’nın 43/2 maddesinin uygulanmaması,
4-Sanıklara ek savunma hakkı tanınmadan TCK’nın 265/3. maddesinin uygulanması,
Yasaya aykırı ve sanıklar …, …, … müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 17.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.