Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2012/17200 E. 2012/24328 K. 12.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17200
KARAR NO : 2012/24328
KARAR TARİHİ : 12.11.2012

Tehdit suçundan sanık …’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 1061-2, cümle, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti bulunması sebebiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5-6. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair Viranşehir Sulh Ceza Mahkemesinin 03/02/2012 tarihli ve 2009/134 esas, 2012/93 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 16/04/2012 gün ve 22878 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/05/2012 gün ve 119325 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “ Para cezasının miktarı itibarıyla kesin olan kararın itiraz yolu açık olmak üzere verildiği belirtilmiş ise de, bu hatanın sanığa kararı temyiz etme hakkı vermeyeceği, sanığın yüzüne karşı verilen kararın kesin olduğu düşünülerek yapılan incelemede,
Viranşehir Sulh Ceza Mahkemesince, sanığın kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunması sebebiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5-6. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, sanığın sabıkasına esas Menemen Sulh Ceza Mahkemesinin 23/10/2007 tarihli ve 2006/542 esas, 2007/454 sayılı ilamı ile verilen mahkûmiyet hükmünün, taksirle yaralama suçundan kaynaklandığı, sanığın sabıka kaydında başkaca bir mahkûmiyet hükmü de bulunmadığı nazara alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6-a maddesinde yazılı “sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması” koşulunun, olayda gerçekleşmiş bulunduğu, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a-Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması,
b-Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c-Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir.
Görüleceği üzere, koşullardan (a) ve (c) bendinde gösterilenler objektif koşul olup, (b) bendinde gösterilen ise sübjektif koşuldur.
Koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesi (mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin) objektif koşulların varlığı halinde, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde öncelikle uygulanacak, koşullarının bulunmadığı veya uygulanmaması yönünde kanaate ulaşıldığı taktirde ise diğer kişiselleştirme nedenleri değerlendirilebilecektir.
Yargılamaya konu somut olayda; sabıka kaydında yer alan hükümlülük kararı taksirli yaralamaya ilişkin olan sanık hakkında, tehdit suçundan verilen adli para cezasında CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı kararı, “daha önce kasıtlı suçtan mahkum olmuş bulunması” şeklindeki gerekçenin yanında, “sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmamasına” dayandırılmıştır.
Sanığın sabıka kaydı incelendiğinde; Menemen Sulh Ceza Mahkemesinin 23.10.2007 tarih ve 542/454 sayılı ilamı ile verilip 26.02.2008 tarihinde kesinleşen eski hükümlülük kararı kasıtlı bir suça ilişkin olmadığında, CMK’nın 231. maddesinin uygulanmamasına dair objektif koşula, dolayısıyla kanuna uygun olmayan gerekçeye dayanılmış ise de, aynı maddenin 6. fıkrasının (b) bendindeki “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” şeklindeki takdire dayalı sübjektif koşul yerine getirildiğinden incelenen hükümde kanuna aykırılık görülmemiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görülmediğinden 1412 sayılı CMUK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE 12/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.