Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2012/21908 E. 2012/24329 K. 12.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21908
KARAR NO : 2012/24329
KARAR TARİHİ : 12.11.2012

Tehdit suçundan sanık …’in, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 191/1 ve 59/2. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2008 tarihli ve 2007/334 esas, 2008/795 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde yeniden suç işlediğinden bahisle 25 gün hapis cezasının aynen infazına ilişkin aynı Mahkemenin 29/09/2011 tarihli ve 2007/334 esas, 2008/795 sayılı ek kararının Adalet Bakanlığınca 08/06/2012 gün ve 34450 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/06/2012 gün ve 167975 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “Sanığın yokluğunda verilen kararın hüküm kısmında kanun yoluna başvuru süresinin başlangıcının, “tefhim/tebliğden itibaren” şeklinde yazılması suretiyle, sanık yanıltılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13/03/2012 tarihli ve 2011/6-386 esas, 2012/99 sayılı kararında belirtildiği üzere, yoklukta verilen hükme ilişkin olarak temyiz süresinin, sanığın hükmü usulüne uygun olarak öğrenmesi, yani tebliği ile işlemeye başlayacağı, bildirimde ayrıca “tefhim” kelimesine de yer verilmesinin sanık açısından kanun yolu süresinin tebliğ ile işlemeye başlayacağı gerçeğini değiştirmeyeceği, kararın sanığa usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen kanun yoluna başvurulmadığı ve kararın bu haliyle kesinleşmiş olduğu düşünülerek yapılan incelemede,
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/11. fıkrasında yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, mahkemece anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapılarak yeni bir hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesinde,
2-5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50/3. maddesinde yer alan, “Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki düzenleme nazara alınarak, sanık hakkındaki 25 gün kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin düşünülmemesinde, isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Dosyanın incelenmesinde; sanık … hakkında 13.11.2008 tarihli 334/795 sayılı ilamla, lehine olan 765 sayılı TCK’nın 191/1, 59 maddeleri gereğince 25 gün hapis cezası verilip, CMK’nın 231 maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbiri belirlenmesine yer olmadığı kanaatiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, deneme süresinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle yapılan ihbar sonucu duruşma açılarak savunması alındıktan sonra ise “sanık … hakkında mahkememizden verilen 13.11.2008 tarih ve 334/795 sayılı hükmün açıklanmasına ve karara konu 25 gün hapis cezasının aynen infazına” karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olaya göre, mahkeme, 647 sayılı Yasanın 6. maddesi gereğince hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya aynı Kanunun 4. maddesi gereğince seçenek yaptırımlara çevrilmesini de değerlendirerek CMK’nın 231/11. maddesi gereğince, CMK’nın 223 ve 230. maddelerinde düzenlendiği şekliyle yeni bir hüküm kurarak hükmü açıklaması gerekirken, daha önceki kararına yollama yaparak aynen infaz kararı vermesi yasaya aykırı,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce belirtilen nedenlerle yerinde görüldüğünden, Sincan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin sanık … hakkındaki 29.09.2011 tarih ve 334/795 sayılı ek kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonraki işlemlerin aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince yerinde tamamlanmasına, 12/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.