YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21911
KARAR NO : 2012/24327
KARAR TARİHİ : 12.11.2012
Tehdit suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-c maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası İle cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 58/7. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Gelibolu Asliye Ceza Mahkemesinin 05/06/2008 tarihli ve 2007/173 esas, 2008/246 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 14/06/2012 gün ve 35759 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/06/2012 gün ve 128022 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “1-Sanığın, yakınanı “Hep beraber kırılır, dökülürüz veya hep beraber yanarız.” şeklindeki sözlerle tehdit ettiği kabul edilen olayda, tehdit içeren sözlerin sair tehdit niteliğinde olduğu nazara alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
2-Sanığın tekerrüre esas alınan Gelibolu Sulh Ceza Mahkemesinin 18/10/2006 tarihli ve 2003/118 esas, 2006/195 sayılı mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden önce, incelemeye konu iş bu suçunu işlediği cihetle, sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infaz edilemeyeceğinin gözetilmemesinde, isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Sanıklar … ve … hakkında, Gelibolu Cumhuriyet Başsavcılığınca mağduru birlikte tehdit etme suçundan 5237 sayılı TCK’nın 106/2-c, 58 maddelerinin uygulanması istemi ile dava açıldığı, mahkemece sanıkların aynı suçlamalarla ilgili hükümlülüğüne karar verildiği, sanıkların her ikisinin de hükmü temyiz ettikleri, ancak sanık …’nın yasal süresinden sonra hükmü temyiz ettiği gerekçesi ile mahkemece temyiz isteminin reddine karar verildiği, sanığın bu kararı temyizi üzerine Dairemizin 23.11.2011 tarih ve 21039/22072 sayılı kararı ile ;
… hakkında yerel mahkemenin temyiz isteğinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itirazın reddine, sanık … hakkında ise
a-Sanığın suç tarihi itibariyle sabıkasının olmaması karşısında, mahkemece “Sanıkların sabıkalı oluşu, suç işleme yönündeki olumsuz tutumu göz önüne alınarak ” denilerek yasal olmayan gerekçe ile ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi,
b-Sanığın yakınanı “hep beraber kırılır, dökülürüz veya hep beraber yanarız” sözleriyle tehdit ettiği kabul edilen olayda, tehdit içeren sözlerinin sair tehdit niteliğinde olduğu gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
c-Sanığın üzerine atılı suçun, tekerrüre esas alınan mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden önce işlendiği, dolayısıyla sanığın mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulamayacağının gözetilmemesi,
Gerekçeleri ile bozma kararı verildiği, bu şekilde birlikte suç işleyen sanıklardan … hakkındaki hükmün bozulduğu, sanık … hakkındaki hükmün ise kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesi “Hüküm, cezanın tatbikatında kanuna muhalefet edilmesinden dolayı maznun lehine olarak bozulmuşsa ve bozulan cihetlerin temyiz talebinde bulunamamış olan diğer maznunlara da tatbiki kabil olursa bu maznunlar dahi temyiz talebinde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından istifade ederler.” şeklindedir.
Maddenin uygulanabilmesi için
-Birden fazla sanığın aynı suçu işlemiş olması,
-Aynı mahkemede yargılanıp aynı ilamla mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
-Hükmün temyiz edilebilir nitelikte olması,
-Kanuna muhalefet edilmesi nedenine dayalı bozma kararının, sanıkların lehine olması,
Gerekir.
Bozma kararının, hükmü temyiz etmeyen sanığa sirayet ettirilmesi için bu hususun açıkça bozma kararında belirtilmesine ya da sanığın talep etmesine gerek yoktur. Mahkemenin kendiliğinden anılan düzenlemenin gereğini yerine getirmesi mümkündür.
Somut olayda; sanıkların birlikte suç işledikleri, aynı mahkemede yargılanıp birlikte mahkum oldukları, hükmün temyizi kabil olduğu, Dairemizce kanuna muhalefet edilmesi nedeniyle temyiz eden lehine bozulduğu, diğer sanık …’nın süresinde hükmü temyiz etmediği anlaşılmaktadır. Dairemizce suçun niteliğine ilişkin ilamın (b) bendi ile yapılan bozmanın aynı suçu sanık … ile birlikte işleyen sanık …’un hukuki durumunu da etkilemesi nedeniyle temyiz davası açma hakkından yararlanamayan sanık … için, yasal şartları oluştuğundan 1412 sayılı CMUK’nın 325. maddesi gereğince bozma kararının sirayet ettirilmesi suretiyle mahallinde yargılamaya devam edilerek yeni bir hüküm kurulması mümkündür.
İncelenen dosyada, yasaya aykırılığı, hükmün kesinleşmesini ve infazını engelleyen usule ilişkin yasal düzenleme mevcut iken, bu yolun kullanımına başvurulmaksızın olağanüstü yasa yolu olan kanun yararına bozma yoluna gidilmesi mümkün değildir.
Açıklanan gerekçelerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE 12/11/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.