Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2012/23342 E. 2013/30381 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/23342
KARAR NO : 2013/30381
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

Görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 03/03/2008 tarih ve 2006/576 esas, 2008/149 karar sayılı hükümlerin sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 25.04.2012 gün ve 2010/17881 esas, 2012/9943 sayılı kararıyla;
” …2-Sanık … hakkındaki hükümlerin incelenmesinde;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a) Sanığın aynı görevin yerine getirilmesini önlemek maksadıyla birden fazla polis memuruna karşı gerçekleştirdiği hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme eylemleri nedeniyle TCY.nın 43. maddesi uyarınca cezalarının artırılmaması,
b) Sanığın TCK’nın 50/1-f maddesinin uygulanması yönündeki talebine rağmen bu konuda bir karar verilmemesi,
Yasaya aykırı ve sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşünceye kısmen uygun olarak 1412 sayılı CYY.nın 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakları saklı kalmak koşuluyla HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, ” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/07/2012 gün ve 2008/210165 sayılı yazısı ile;
” İddianamedeki anlatım dikkate alındığında, suçun oluşumunda ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinin uygulanması gerektiği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Öte yandan, yargılamada, her iki suç açısından da 5237 sayılı TCK. nun 43. maddesinin uygulanması durumunda, sanık hakkında hükmolunacak ceza 1 yıldan fazla hapis cezası olacak ve bu cezanın da yasal olarak, 5237 sayılı TCK. nun 50. maddesi uyarınca seçenek yaptırıma çevrilmesi mümkün olmayacaktır. Somut olayda yerel Mahkemenin sanık lehine yanılgılı uygulaması ve Yüksek Dairenin bozma sebebi nedeniyle, kazanılmış haklar gözetilerek yeniden hükmolunacak az cezadan ötürü sanığın mahkûmiyetinin sonuçları ikinci kez hakkaniyete aykırı şekilde lehe hukuki sonuçlar doğuracaktır. Bu durum karşısında Yüksek Dairenin bozma gerekçesinin, sanık hakkında hükmolunan cezanın seçenek yaptırıma çevrilmesi konusunda yasal olanak bulunmaması sebebiyle yerinde olmadığı ve hükmün (2/a) bendinde bozma nedeni olarak gösterilen hususun eleştiri konusu yapılarak kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
Açıklanan nedenlerle; yerel mahkeme kararı hakkında verilen özel dairenin bozma kararının kaldırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazın kabulü, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairenin 25/04/2012 gün ve 2010/17881 E. 2012/9943 K. sayılı bozma kararının kaldırılarak, (2/a) bendinde bozma nedeni olarak gösterilen hususun eleştiri konusu yapılarak onanması;
İtirazın Dairece yerinde görülmemesi halinde dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi, arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, itiraza konu edilen sanık ve suçlar yönünden incelenerek gereği düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 320. maddesinde; Yargıtayca yapılacak temyiz incelemesinde, hükmü etkileyecek derecede yasaya aykırılıkların saptanması halinde, bu konuda istem olmasa dahi bu hususun inceleneceği; 326. maddesinin son fıkrasında ise; hükmün yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmesi halinde, yeniden verilen hükümde, evvelki hükümle tayin edilmiş cezadan daha ağır cezaya hükmolunamayacağı belirtilmiştir.
Bu durumda sanık hakkında hatalı uygulama sonucu belirlenen eksik ceza aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılamayacaktır. Ancak Ceza Genel Kurulunun 03.04.2012 gün ve 1/352-135 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, yerel mahkemenin yanılgılı uygulama sonucu belirlediği sonuç ceza esas alınmak suretiyle, seçenek yaptırım uygulamasının olanaklı olduğunun kabulü halinde, sanığın önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkûmiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılması sağlanacak, sanığa tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacaktır.
Bu nedenle, sanığın sabit kabul edilen birden fazla görevliye karşı, silahla ve birden fazla kişiyle birlikte direnme ve hakaret eylemlerinin asıl cezasının mahkemenin uygulamasına göre, TCK’nın 43/2. maddesi de uygulandığında, hakaret suçunda 1 yıl 2 ay 17 gün, direnme suçunda ise, 12 ay 15 gün hapis olması gerektiği gözetildiğinde; bu miktarlar itibariyle sanık hakkında TCK’nın 50. maddesi gereğince seçenek yaptırımların uygulanma olanağı bulunmadığından,
Dairemizce verilen 25.04.2012 gün ve 2010/17881 esas, 2012/9943 karar sayılı, sanık … hakkındaki bozma kararının KALDIRILMASINA,
Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 03/03/2008 tarih ve 2006/576 esas, 2008/149 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Koşulları bulunmasına karşın TCK’nın 43/2. maddesi uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozmayı gerektirmediği,
Anlaşıldığından sanık …’ın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, itiraz yazısına uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, itiraza konu edilmeyen diğer sanıklar hakkında Dairemizin 25.04.2012 gün ve 2010/17881 esas, 2012/9943 karar sayılı ilamındaki hususların aynen bırakılmasına, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.