YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/28170
KARAR NO : 2013/29235
KARAR TARİHİ : 21.11.2013
Silahla tehdit ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından sanıklar … ve … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetlerine dair, … Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10/04/2008 tarih ve 2007/305 esas, 2008/162 karar sayılı hükümlerin sanıklar tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 15.02.2012 gün ve 2010/4054 esas, 2012/2859 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanık … hakkında, mağdura yönelik olay günü gündüzleyin silahla tehdit eyleminden açılan dava hakkında hüküm kurulmamış ise de zamanaşımı süresi içerisinde hüküm kurulabileceği olanaklı bulunduğu ve sanıklar hakkında silahla tehdit suçundan kurulan hükümlerde 2 yıl 1 ay hapis yerine hesap hatası sonucu 2 yıl hapis cezasına hükmedilmiş ise de karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılamayacağı kabul edilmiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanıklar hakkında silahla tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden; 5271 sayılı CYY’nın 231/6-c fıkrasında belirtilen zarar kavramının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamaması karşısında, incelenen dosyada, sabıkasız olan sanıklara yükletilen tehdit suçunun mağdurunun, ne şekilde maddi nitelikte bir zararının olduğu açıklanarak sanıkların hukuksal durumunun, maddedeki yasal ölçütlere göre değerlendirilmesi yerine “katılanın zararlarının karşılanmadığı” şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2-Sanıklar hakkında 6136 sayılı Yasası’nın 13/1. maddesine muhalefetten kurulan hüküm yönünden; aynı yargılamada diğer suçtan kurulan hükümde sanıkların duruşmadaki tavırları takdiri indirim nedeni kabul edilerek cezalarından TCY’nın 62. maddesi uyarınca indirim uygulanmasına rağmen bu suçtan kurulan hükümlerde anılan yasa hükmü uygulanmayarak çelişkiye düşülmesi,
3-5237 sayılı TCY.nın 53/1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar … ve …’ün temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşünceye kısmen aykırı olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, ” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/03/2012 gün ve 2008/132017 sayılı yazısı ile;
” 1)Yüksek Dairenin de tespit ettiği gibi sanıklar aleyhine silahla tehdit suçlamasından kurulu mahkumiyet hükmü 2 yıl 1 ay hapis cezası olması gerekirken hesaplama hatası sonucu 2 yıl olarak hükmedilmiş ve aleyhe talep olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/11/2008 tarih ve 282-348, 23/03/2004 tarih ve 41-70 ile 04/03/2008 gün ve 47-43 sayılı kararlarında ayrıntısı açıklandığı üzere, lehe yasa yolu davası üzerine aleyhe değiştirmeme kuralı uyarınca hakkında ağır sonuç ceza uygulanmayan, diğer bir deyişle bu kuraldan yararlanmış olan sanığın, önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan ötürü ikinci kez avantajlı bir uygulamadan yararlandırılması adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmaz.
Bu nedenle somut olayda sanıklar hakkında silahla tehdit suçlamasında kurulu hükümler yanılgı sonucu 2 yıl olarak belirlenmiş olması karşısında sanıkların yanılgı olmasaydı yararlanamayacakları “(Ek fıkra: 06/12/2006 – 5560 S.K.23.md) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.” şeklinde düzenlenen CMK 231/5 maddesi hükmünden yararlanmalarına olanak yoktur. Açıklanan nedenle Yüksek Dairenin itiraza konu ilamının 1 numaralı bozma nedeni usul ve yasalara aykırı görülmüştür.
2)İtiraza konu ilamın 2 numaralı bozma nedeni sanıklar lehine TCK 62. maddede düzenlenen takdiri indirim maddesinin uygulanmamasına ilişkin olup, mahkeme birden fazla suça ilişkin yaptığı yargılamada kurduğu her ceza hükmü için ayrı ayrı TCK 62. madde ile indirim yapılması gerekip gerekmediğini takdir etme hak ve olanağına sahip olup, bir suçta takdiri indirim maddesini uygulaması, diğer suçta da uygulamasını zorunlu kılmaz. Zira sanıkların her suça yönelik yargılama sürecindeki tutum ve davranışları farklılıklar gösterebilir ve mahkemesi TCK 62/2-son cümle gereğince takdiri indirim nedenlerini hüküm yerinde göstermek zorundadır. Takdiri indirimi uygulamayan mahkemenin uygulamama nedenlerini gösterme yükümlülüğünü yasa koyucu mahkemeye yüklememiştir. Açıklanan nedenle Yüksek Dairenin itiraza konu ilamının 2 numaralı bozma nedeni usul ve yasalara aykırı görülmüştür.
Sonuç ve istem : Yukarıda açıklanan nedenlerle
1- İtirazımızın kabulüne,
2- Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15/02/2012 tarih ve 2010/4054-2012/2859 E.K. sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- … Asliye Ceza Mahkemesinin 10/04/2008 gün ve 305-162 E.K. sayılı hükmünün, “Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmediğinden REDDİNE, ancak; 5237 sayılı TCY.nın 53/1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar … ve …’ün temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılanmayı gerektirmediğinden, aynı yasanın 322 nci maddesi uyarınca, hükme “5237 sayılı TCY.nın 53/1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağı” ibaresi eklenerek düzeltilmek suretiyle hükmün ONANMASI, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dosyanın incelenmesinde, yerel mahkemece sanıkların sabit kabul edilen birden fazla kişiyle silahla tehdit eylemleri nedeniyle, TCK’nın 106/2-a maddesi uyarınca teşdiden 2 yıl 6 ay hapis cezası verildiği, bu cezadan TCK’nın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken 2 yıl 1 ay hapis cezası yerine, hesap hatası yapılarak 2 yıl hapis cezası uygulandığı anlaşılmıştır.
1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 320. maddesinde; Yargıtayca yapılacak temyiz incelemesinde, hükmü etkileyecek derecede yasaya aykırılıkların saptanması halinde, bu konuda istem olmasa dahi bu hususun inceleneceği; 326. maddesinin son fıkrasında ise; hükmün yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmesi halinde, yeniden verilen hükümde, evvelki hükümle tayin edilmiş cezadan daha ağır cezaya hükmolunamayacağı belirtilmiştir.
Bu durumda sanıklar hakkında hatalı uygulama sonucu belirlenen eksik ceza aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılamayacaktır. Ancak Ceza Genel Kurulunun 03.04.2012 gün ve 1/352-135 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, yerel mahkemenin yanılgılı uygulama sonucu belirlediği sonuç ceza esas alınmak suretiyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının olanaklı olduğunun kabulü halinde, sanıkların önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkûmiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmaları sağlanacak, sanıklara tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacaktır.
Bu nedenle, sanıkların sabit kabul edilen silahla tehdit eylemlerinin asıl cezasının mahkemenin uygulamasına göre 2 yıl hapis olmayıp, 2 yıl 1 ay hapis olması gerektiği gözetildiğinde; bu miktar itibarıyla sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına olanak bulunmamaktadır.
TCK’nın 62. maddesinde düzenlenen takdiri indirim nedenleri yönünden de yerel mahkemenin gerekçede çelişkiye düşmediği belirlendiğinden,
Dairemizce verilen 15.02.2012 gün ve 2010/4054 esas, 2012/2859 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
… Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10/04/2008 tarih ve 2007/305 esas, 2008/162 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanık … hakkında silah teşhiri suretiyle tehdit suçundan açılan kamu davası ile ilgili, zamanaşımı süresi içerisinde hüküm kurulabileceği olanaklı görülerek yapılan incelemede;
Sanıklara yükletilen silahla tehdit ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunlarda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
5237 sayılı TCK’nın 53/1-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun süresi ve kapsamı açısından anılan Kanun maddesinin 3. fıkrası hükmünün gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar … ve …’ün temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası itiraz yazısına uygun olarak, 5237 sayılı TCK’nın 53/1-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanıkların kendi altsoyu üzerindekilerle sınırlı olmak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükümler, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.