YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/28182
KARAR NO : 2013/28414
KARAR TARİHİ : 14.11.2013
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, … Asliye Ceza Mahkemesince verilen 07/02/2008 gün ve 2007/27 esas, 2008/6 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 05.03.2012 gün ve 2010/19666 esas, 2012/4939 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık …’in katılanlara yönelik gerçekleştirdiği hakaret ve tehdit eylemlerini bir fille işlediğinin anlaşılması karşısında, TCY. 43/2. maddesinin uygulanma olanağı tartışılmadan aynı yasanın 106/1 ve 125/1 maddeleri uyarınca katılan sayısınca ayrı ayrı mahkumiyet kararları verilmesi,
2-Tüm sanıklar için yargılama sürecindeki şahsi durumları ve sabıkasızlığı nazara alınarak yeniden suç işlemeyecekleri kanaatine varılarak hükmolunan cezaların ertelendiğinin anlaşılması, tehdit, hakaret, yaralama suçlarında giderilmesi gereken ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi bir zarar oluşmaması, manevi zararın ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmemesi karşısında “şikayetçilerin zararının karşılanmamış olması” biçimindeki yetersiz gerekçeyle anılan madde hükmünün uygulanmaması,
Yasaya aykırı sanıklar …, … ve …’un temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamaye aykırı, olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, ” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/06/2012 gün ve 2008/191508 sayılı yazısı ile;
” Yüksek 4. Ceza Dairesinin 05.03.2012 tarih ve 2010/19666 E. – 2012/4939 K. sayılı ilamında yer alan bir nolu bozma kararında, “sanık …’in katılanlara yönelik gerçekleştirdiği ‘hakaret’ ve ‘tehdit’ eylemlerini bir fille işlediğinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanma olanağı tartışılmadan aynı yasanın 106/1 ve 125/1 maddeleri uyarınca katılan sayısınca ayrı ayrı mahkumiyet kararları verilmesi” usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
…Maddi olayda, sanık …’in yanında katılan sanık …, sanıklar …, … ve tanık… ile birlikte alkollü vaziyette …’in kahvehanesine geldikleri, katılan … ile katılan sanık …’un masalarının yanındaki masaya oturdukları, taşkın davranışlar içinde oldukları, katılan sanık … ile …’nin mütecaviz davranışlarda bulunması ve …’nin de …’a yönelik tehdit ve sinkaflı küfürlerle
hakarette bulunması üzerine, …’in kahvehaneden ayrıldığı, sanıklar ve katılan sanıkların da dışarıya çıktıkları, … ile sanığımız …’in, evine doğru gitmeye başlayan mağdur katılan …’a yönelik “sinkaflı küfürlerle hakaret” ve ayrıca “senin ayağına sıkacağız demek suretiyle tehdit” ettiği, ..sonrasında olay yerine …’un geldiği, bu arada inceleme dışı kalan …’ın mağdur katılan …’e yönelik sinkaflı sözlerle hakareti ve onun haksız davranışlarına kızan …’in de …’a karşı basit yaralama fiili gerçekleştiği, ..sonrasında sanık …’in mağdur katılan …’e “sinkaflı küfürlerle hakaret” ve ayrıca “seni öldüreceğim, bacaklarını kırdıracağım demek suretiyle tehdit” ettiği, ..sonrasında yakındaki evinden eşine karşı küfür ve tehditler edildiğini duyan …’un da olay yerine geldiği, bu arada inceleme dışı kalan …’nin sandalye ile …’e yönelik yaralama …’e de sandalye atmak suretiyle yaralamaya teşebbüs fiili gerçekleştiği, ..sonrasında sanığımız …’in mağdur katılan …’e de “sinkaflı sözlerle hakaret” ettiği..’ anlaşılan olayda; suçun tüm mağdurlara karşı aynı anda işlenmediği,
…Birden çok mağdura karşı farklı zamanlarda suç işlenmiş ise, tek bir fiilden bahsedilemez. Suçun, aynı suç işleme kararı kapsamında olsa da değişik kişilere karşı birden fazla işlenmesinde dahi suç çokluğu gündeme gelmektedir. Kaldı ki, burada olay yerine sonradan gelen farklı mağdurlara karşı yenilenen bir plan, dolayısıyla ayrı bir karar ve yeni bir suç kastı gerçekleşmektedir. “Bir suç işleme kararı” unsuru da, tek bir fiil koşulu da oluşmamaktadır.
Bu itibarla, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamından sanık …’in her bir mağdura karşı ayrı hareketlerle ve farklı zamanlarda icra ettiği tehdit ve hakaret eylemlerinin “bir fiil” olarak kabul edilmesi olanaklı bulunmadığından,” TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanma olanağının tartışılması gerektiğine” ilişkin Yüksek 4. Ceza Dairesinin 05.03.2012 tarih ve 2010/19666 E. – 2012/4939 K. sayılı ilamında yer alan bir nolu bozma kararının hüküm fıkrasından çıkarılmak suretiyle kararın bozulması gerekmektedir.
Sonuç ve istem: Yüksek Dairece yapılan temyiz incelemesi sonucunda 05.03.2012 tarih ve 2010/19666 E. – 2012/4939 K. sayılı ilamıyla “sanık …’in katılanlara yönelik gerçekleştirdiği ‘hakaret’ ve ‘tehdit’ eylemlerini bir fille işlediğinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 43/2. maddesinin uygulanma olanağı tartışılmadan aynı yasanın 106/1 ve 125/1 maddeleri uyarınca katılan sayısınca ayrı ayrı mahkumiyet kararları verilmesi” şeklinde yer alan bir nolu bozma kararının yukarıda açıklanan nedenlerle hukuka aykırı olduğu kabul edilerek hüküm fıkrasından çıkartılmak suretiyle kararın, BOZULMASINA karar verilmesi,
İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
İncelenen dosya içeriğine göre, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı suçu birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlemediği, farklı anlarda olay yerine gelen mağdurlar … ve … ile mağdur sanık …’a karşı, birden fazla fille gerçekleştirdiği, bu şekilde TCK’nın 43/2. maddesinde düzenlenen aynı neviden fikri içtima hükümlerinin somut olayda uygulanma koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla,
Dairemizce verilen 05.03.2012 gün ve 2010/19666 esas, 2012/4939 karar sayılı bozma kararının, sanık … yönünden KALDIRILMASINA,
… Asliye Ceza Mahkemesince verilen 07/02/2008 gün ve 2007/27 esas, 2008/6 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suç tarihine göre adli sicil kaydındaki ilamlarının silinme koşulları oluşan sanık hakkında, geçmişi ve yargılama sürecindeki davranışları olumlu bulunarak cezalarının ertelendiğinin anlaşılması ve manevi zararın da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmemesi karşısında, CMK’nın 231/6. maddesinde öngörülen diğer yasal ölçütler tartışılıp değerlendirilmeden, “kasıtlı bir suçtan dolayı mahkumiyet kararının bulunması ve zararın giderilmemesi” biçimindeki yasal olmayan gerekçeyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık …’in temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, diğer sanıklar yönünden Dairemizin 05.03.2012 gün ve 2010/19666 esas, 2012/4939 sayılı kararındaki hususların aynen bırakılmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.