Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2012/28198 E. 2013/14236 K. 09.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/28198
KARAR NO : 2013/14236
KARAR TARİHİ : 09.05.2013

İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Bursa 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.04.2009 gün ve 2008/1037 esas, 2009/880 karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 01/02/2012 tarih ve 2011/20719 esas, 2012/1739 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre hüküm fıkrasında CYY.nın 232/6. maddesine aykırı olarak yasa yoluna başvuru tarihinin “tefhim ve tebliğden” itibaren başlayacağı belirtilerek yanıltıcı ibare kullanılması nedeniyle sanık müdafiinin temyiz isteği süresinde kabul edilerek yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5271 sayılı CYY’ nın 231/5. maddesi uyarınca mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a)Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması,
b)Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c)Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir.
Anılan maddenin 6/c fıkrasında belirtilen zarar kavramı, ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikteki zararı kapsamamaktadır.
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma suçunda maddi nitelikte bir zarardan sözedilemeyeceğinden bu koşulun yerine getirilip getirilmediğinin araştırılıp irdelenmesine gerek bulunmamaktadır. Yapılan açıklamalar karşısında sabıka kaydı bulunmayan ve cezasının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemeyeceğinden söz edilerek cezası ertelenmesi karşısında, sanığın hukuksal durumunun ( c ) bendindeki ölçüt yönünden yeniden tartışılması zorunluluğu,
2-Suç tarihine göre para cezasının günlüğü 12 TL’den paraya çevrilebileceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki ret düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, ” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/03/2012 gün ve 2007/221833 sayılı yazısı ile;
“Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 01/02/2012 tarih ve 2011/20719 esas, 2012/1739 karar sayılı kararı bozma içerikli ilamı ve Dosyası incelendiğinde;
Yerel Mahkeme Kararı’nda, ” … tefhimden ve tebliğden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile veya zabıt katibine sözlü beyanda bulunulmak suretiyle Yargıtay’da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar sanık müdafıinin yüzüne karşı…” şeklinde ve hükme karşı başvurulacak yasa yolu süresinin tefhimden itibaren olacağı açıkça belirtilmemiş ise de, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca, temyiz isteminin REDDİNE karar verilmesi gerekmektedir. Zira, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, temyiz başvuru usulü ile ilgili verilen 01/02/2011 tarih ve 2010/5-244 Esas, 2011/14 karar sayılı Kararı içeriğinde, “… hükmün yokluklarında verilmiş olması nedeniyle temyiz süresinin hükmün tebliğinden itibaren başlayacağının sanık müdafii tarafından bilinmesi gerektiği, ..” yönünde tespitlerle, temyiz isteminin reddi sonucuna ulaşılmıştır. O halde, temyiz başvuru usullerinde, sanık savunmanının hazır olduğu duruşmada verilen hükmün tefhimden itibaren başladığının da, savunman tarafından bilinmesi gerektiğinden, işbu kamu davası kapsamında temyiz süresi 29/04/2009 tarihinde başlamıştır.
Bu itibarla, sanık savunmanı, 5320 sayılı Yasa’nın 8. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı C.M.U.K.’nun 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra hükmü temyiz ettiğinden, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca, temyiz isteminin REDDİ yönüne gidilmeden istemin kabulü ile Hüküm hakkında olağan yasa yolu incelemesi yapılması yasaya aykırıdır.
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle İTİRAZIN KABULÜ ile
Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 01/02/2012 tarih ve 2011/20719 esas, 2012/1739 karar sayılı karar sayılı bozma kararının KALDIRILARAK, süre yönünden temyiz isteminin REDDİNE karar verilmesi itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 01/02/2012 tarih ve 2011/20719 esas, 2012/1739 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
Sanık … müdafiinin, yüzüne karşı 29.04.2009 tarihinde tefhim edilen kararı, yasal bir haftalık süreden sonra 07.05.2009 tarihinde temyiz ettiği, böylece Ceza Genel Kurulunun 08.05.2012 tarih ve 2012/2-129 esas, 2012/182 sayılı kararı da gözetilerek, temyiz süresinin geçmesi nedeniyle 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık … müdafiinin tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE, 09.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.