Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2012/28204 E. 2013/21124 K. 03.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/28204
KARAR NO : 2013/21124
KARAR TARİHİ : 03.07.2013

Tefecilik suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22/03/2010 gün ve 2006/336 esas, 2010/213 karar sayılı hükmün sanık müdafii ve katılan … vekili tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 04.10.2011 gün ve 2011/10692 esas, 2011/16877 sayılı kararıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.
I-İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/11/2011 tarih ve 2010/285105 sayılı yazısı ile;
” İtirazlarımız özel dairenin ONAMA kararının kaldırılmasına yöneliktir.
Yasal mevzuat incelendiğinde;
5237 S.K.’nun 2/1-2. maddesi “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz,
İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz” hükmünü,
Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 1.maddesi uyarınca 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5237 S.K.’nun 5/1 maddesi “Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır” hükmünü,
Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 15 Eylül 1981 tarihinde Resmi Gazete’de neşredilmek suretiyle yürürlüğe giren 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanununda değişiklik yapılmasını Öngören 2520 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 2279 sayılı Yasanın 17/1.maddesi “Tefecilik edenlerle, Bakanlar Kurulu tarafından tespit edilen nispetler üstünde menfaat teminine müncer olabilecek herhangi bir fiil ve harekette bulunanlar veya alınacak faiz nispeti hususunda Hükümetçe ittihaz olunacak tedbir ve kararlara her ne suretle olursa olsun aykırı hareket edenler 6 aydan 2 seneye kadar hapis cezasıyla birlikte, 100 bin li radan 1 milyon 1 i r a ya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır” hükmünü,
06/10/1983 – 18183 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 90 sayılı KHK’nun,
15/2.maddesi “1 ‘inci fıkra hükmü dışında kalan hallerde, tefeciler 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla birlikte 50 bin liradan az olmamak kaydıyla, sağladıkları menfaatlerin 5 katı adli para cezasıyla cezalandırılır.” Hükmünü,
17.maddesi ” Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin;
1)15 inci maddesi dışındaki hükümleri, yayımı tarihinde,
2)15 inci maddesi Kararnamenin kanunlaştığı tarihte yürürlüğe girer.
3)15 İnci madde yürürlüğe girinceye kadar 2279 sayılı Kanunun suç saydığı fiiller hakkında, bu Kanunun 17 nci maddesinde yazılı hükümlerin uygulanmasına devam olunur” hükmünü içermektedir.
Yüksek Yargıtay 7.Ceza Dairesinin yerleşmiş uygulamasına emsal olmak üzere. 09/12/2010 gün ve 2008/17616 E; 2010/16970 K sayılı hükmünde ise “2279 sayılı kanun, 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında KHK ile yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak KHK’nin 17/3. maddesi gereğince, kararnamenin ceza hükmü taşıyan 15.maddesi kanunlaşıncaya kadar 2279 sayılı yasanın 17. maddesinin yürürlükte olduğu ve tefecilik suçunun cezai yaptırımını düzenlediği gözetilmeden, yargılamaya devamla delillerin toplanıp değerlendirilmesinden sonra bir hüküm kurulması gerekirken, tefecilik suçunun yaptırımsız kaldığından bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi ” şeklinde hüküm kurulmuştur.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde,
İlgili mahkeme tarafından TCK’nın 241.maddesi uyarınca açılan kamu davalarının sonucunda en son suç tarihinin 2004 yılı olduğu belirtilerek 90 sayılı KHK’nın 15/2. maddesinden ceza tayin edilmiş olup, özel daire de en son suç tarihinin 28/10/2004 tarihi olduğu belirtilerek adli para cezasını düzelterek hükmü onamıştır.
Ancak, TCK’nın 5. maddesi uyarınca TCK’nın genel hükümlerinin, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı, TCK’ nın 2. maddesi uyarınca da idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamayacağı açıkça belirtilmiştir.
Esasen 90 sayılı KHK’nın 17/3. maddesinde de bu hükümlere uygun olarak 15 inci madde yürürlüğe girinceye kadar 2279 sayılı Kanunun suç saydığı fiiller hakkında, bu Kanunun 17 nci maddesinde yazılı hükümlerin uygulanmasına devam olunacağı açıkça belirtilmiştir. 90 Sayılı KHK’nın 15. maddesinin ise suç ve cezada kanunilik ilkesine uygun olarak kanunlaştırılamadığı, dolayısıyla anılan hükmün sanık hakkında uygulanmasına imkan bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, sanık hakkında incelenen dosya içeriği ve dosyadaki delil durumu itibariyle sübuta erdiği anlaşılan tefecilik suçu hakkında, suç tarihinde yürürlükte bulunan 2279 sayılı Yasanın 17. maddesi gereğince ceza tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırılık oluşturmaktadır.
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle İTİRAZIN KABULÜ ile Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 04/10/2011 gün ve 2011/10692 E – 2011/16877 K sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesi,
İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 04.10.2011 gün ve 2011/10692 esas, 2011/16877 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
UYAP sisteminden alınan nüfus kaydına göre, sanık …’un 08/10/2011 tarihinde ölmüş olduğu anlaşıldığından, İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22/03/2010 gün ve 2006/336 esas, 2010/213 sayılı kararın BOZULMASINA, adli emanetteki eşyalarla ilgili gereğinin mahallinde değerlendirilmesine, 03.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.