YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/30194
KARAR NO : 2013/11163
KARAR TARİHİ : 11.04.2013
Hakaret ve kasten yaralama suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 125/1-4, 86/2, 62/1, 52/2. maddeleri uyarınca 1.740,00 ve 2.000,00 … lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair, (…) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/03/2012 tarihli ve 2011/1282 esas, 2012/368 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/08/2012 gün ve 218552 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, Sanığın Safanbolu Sulh Ceza Mahkemesinde talimatla alınan savunmasına ek olarak verdiği 24/02/2012 tarihli beyanında, “hakkımda ceza verilecek olursa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve kabul ederim” şeklinde beyanda bulunmuş olması karşısında, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını istemediğinden bahisle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
… MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Hakaret ve kasten yaralama suçlarından sanık … hakkında açılan kamu davasında, … 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.03.2012 tarihli kararı ile, 1.740,00 ve 2.000,00 … lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın kabul etmemesi dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, yoklukta verilen kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin mahkeme gerekçesinin hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
– Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
– Suçun CMK’nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
– Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
– Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmesi,
– Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşullar ile birlikte “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/02/2010 tarih ve 4/253-28 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesi, objektif koşulların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, sanığın kabulü, zararın giderilmesi) varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, sanığın isteği de gözetilip öncelikle uygulanmalıdır. Gerek koşulları oluştuğu halde bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmaması, gerekse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin objektif koşulların gerçekleşmiş olmasına karşın bu koşulların oluşmadığından bahisle bu kurumun uygulanmamasına ilişkin hukuka aykırılıkların, hâkimin takdir hakkına taalluk eden bir husus olmaması nedeniyle bu hususların yasa yararına bozma konusu yapılabileceği yönünde de bir kuşku bulunmamaktadır.
İnceleme konusu somut olayda; sanık … hakkında hakaret ve basit yaralama suçlarından ayrı ayrı adli para cezası verildiği, sanığın adli sicil kaydının bulunmadığı, hakaret suçunun somut zarar suçu olmadığı, yaralama suçu yönünden ise ortaya konulan ve talep edilen bir zararın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sanık Safranbolu Sulh Ceza Mahkemesi aracılığıyla alınan 24/02/2012 tarihli ek talimat ifadesinde “ hakkımda ceza verilecek ise bunun yerine hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini kabul ederim.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun objektif şartlarının oluşması karşısında, mahkemece subjektif koşul da değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, “sanığın kabul etmediği” şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Hakaret ve kasten yaralama suçlarından sanık … hakkında, (…) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 19/03/2012 tarih ve 2011/1282 esas, 2012/368 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Aynı yasa maddesinin 4-b fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.