Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/15869 E. 2013/24807 K. 03.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/15869
KARAR NO : 2013/24807
KARAR TARİHİ : 03.10.2013

Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan sanık …’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına dair, Denizli 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/11/2010 tarihli ve 2010/4 esas, 2010/905 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içinde yeniden suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanunun 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 123/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına, ilişkin, aynı Mahkemenin 18/12/2012 tarihli ve 2010/4 esas, 2010/905 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.04.2013 … ve 131914 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. fıkrasında yer … “Denetim süresi içinde kasten … bir suç islemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek … bir mahkumiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, mahkemece duruşma açılarak sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkını kısıtlayacak biçimde yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, Denizli 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/11/2010 tarihli kararı ile, 2 ay 15 … hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesinden sonra sanığın deneme süresi içerisinde 02/05/2011 tarihinde işlediği yaralama ve tehdit suçlarından Denizli 8. Asliye Ceza Mahkemesince mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle mahkemesine ihbarda bulunulduğu, Denizli 3. Sulh Ceza Mahkemesince duruşma açıldıktan sonra koşulları oluştuğundan önceki hükmün açıklanmasına karar verildiği, temyiz edilmeyerek kesinleşen bu hüküm ile ilgili infaz aşamasında Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Açıklanması geri bırakılan hüküm ile ilgili olarak, deneme süresi içerisinde suç işlenmesi nedeniyle, savunma alınmadan verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, öncelikle hükmün usulüne uygun olarak kesinleştirilip kesinleştirilmediği ele alınmıştır.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına

yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.
İncelenen dosyada, sanık hakkında kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan 2 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına 25.11.2010 tarihinde karar verildiği, kararın 29.12.2010 tarihinde kesinleştiği, sanığın beş yıllık denetim süresi sona ermeden 02.05.2011 tarihinde yaralama ve tehdit suçlarını işlediği ve bu suçlardan kurulan mahkumiyet hükmü kesinleştiğinde mahkemesine ihbar yazısı gönderildiği görülmektedir. İhbar yazısı üzerine Denizli 3. Sulh Ceza Mahkemesince, CMK’nın 231/11 maddesi uyarınca duruşma açılarak sanığın savunmasının alınması için adresine tebligat yapıldığı ve duruşma günü gelen olmayınca önceki savunması ile yetinilerek hükmün açıklandığı anlaşılmıştır.
Mahkemece dosya yeniden ele alındıktan sonra sanığın 30/03/2010 tarihli savunmasında bildirdiği en son adresine tebligat çıkarılmıştır. Sanığın savunmasında bildirdiği bu adres aynı zamanda UYAP sistemindeki kayıtlara göre mernis adresidir. Bu nedenle mahkemece CMK’nın 231/11 maddesi uyarınca duruşma açılarak oluşan … durum nedeniyle sanığın savunmasının alınması için girişimde bulunulmuş, duruşma tebligatı sanığın mernis adresinde annesi Neriman Kocatepe imzasına tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya katılım olmaması nedeniyle savunması alınamamıştır.
Ancak 18.07.2012 tarihli ihbar yazısı ekinde yer … Denizli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararının kimlik bölümünde sanığın asker olduğunun belirtilmesi nedeniyle, Denizli Askerlik Şubesinden getirtilen terhis belgesinde sanığın 27.11.2011 tarihi ile 12.06.2013 tarihleri arasında asker olduğu, adresine yapılan tebligatların bu zaman dilimine denk gelmesi nedeniyle, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 14. maddesine uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle kanun yararına bozma konusu yapılan hükümde tebligatların usulüne uygun olarak yapılmamış olması nedeniyle hüküm henüz kesinleşmediğinden, bu aşamada incelenmesi olanaklı görülmemiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE,
2- Dosyanın, kanunyolu bildirimin merci, süre ve yöntem açısından şerhli davetiye ile taraflara bildirilip, tebligat eksikliğinin ikmali ile süresinde başvuruda bulunulması halinde temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesini, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi gerçekleştirilerek, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını teminen Adalet Bakanlığına gönderilmesi için mahkemesine iadesine, 03.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.