Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/2197 E. 2013/17806 K. 06.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2197
KARAR NO : 2013/17806
KARAR TARİHİ : 06.06.2013

Hakaret suçundan sanık …’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 62/1 ve 52/1-2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair, (SİNOP) Sulh Ceza Mahkemesinin 13/07/2010 tarihli ve 2010/257 esas, 2010/272 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/12/2012 gün ve 303869 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, kararın hüküm fıkrasında “sanığa verilen cezanın tür ve miktarına, sanığın sabıkasız oluşuna, ileride suç işlemekten çekineceği konusunda mahkememizde kanaat edinilmiş bulunulmasına, kişilik özellikleri duruşmadaki tutum ve davranışları itibari ile bir ceza hükmolunmasına gerek bulunmamasına göre 5271 sayılı yasanın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” denildikten sonra “yer olmadığına” denilmek suretiyle hükümde çelişki oluşturulmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Sanık … hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasında, Sinop Sulh Ceza Mahkemesinin 13/07/2010 tarihli kararı ile sonuç olarak 1.500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın sabıkasız oluşu ve ileride suç işlemekten çekineceği yönünde mahkemede kanaatin oluşması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ancak CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın sonunda “yer olmadığına” ibaresinin unutulmuş olması nedeniyle, infaz aşamasında tereddüt yaşandığından Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Kararda yer alan yazım hatasının Kanun yararına bozma yoluyla denetlenip denetlenemeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Ancak, hükümdeki her hukuka aykırılık, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasayolunun olağanüstü bir yasayolu olması nedeniyle Kanun yararına bozma konusu yapılamayacaktır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 7.11.2006-227/228 sayılı kararında açıklandığı üzere; yargılama yöntemine veya cezalandırmaya ilişkin hükmün belirli biçimde takdir edilmesinden kaynaklanan değerlendirme hataları “hukuki yanılgı” oluşturmakta iken; isim, yaş ve hesap hataları, yargı kararlarında “maddi yanılgı” veya ”yazım hatası” diye isimlendirilen beşeri hatalardır. Hukuki yanılgılar, ancak başka bir mercii tarafından ve yasa yolu başvurusuyla açılan bir tali muhakeme ile giderilebilir. Yargı kararlarındaki maddi yanılgıların düzeltilmesi ise herhangi bir yöntem ve zamanla sınırlı değildir. Bu yanılgılar, bizzat bu hatayı yapan mercii tarafından, kendiliğinden veya bir yasa yolu başvurusu üzerine verilen bir karardaki uyarı üzerine düzeltilebilir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında yaralama suçundan verilen adli para cezası ile ilgili olarak, sanığın sabıkasız oluşu, ileride suç işlemekten çekineceği konusunda mahkemede kanaatin oluşması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hakaret suçundan hükmolunan adli para cezası yönünden de, “Sanığa verilen cezanın tür ve miktarına, sanığın sabıkasız oluşuna, ileride suç işlemekten çekineceği konusunda mahkememizde kanaat edinilmiş bulunulmasına, kişilik özelikleri duruşmadaki tutum ve davranışları itibari ile bir cezaya hükmolunmasına gerek bulunmamasına göre 5271 sayılı yasanın 231.maddesi uyarınca HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,yer olmadığına” şeklindeki aynı gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ancak bilgisayar kullanımından kaynaklanan gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedeniyle “yer olmadığına” ibaresinin kararda unutulmuş olduğu görülmektedir. Her iki suç yönünden kullanılan gerekçelerinde olumlu ve aynı oluşu dikkate alındığında her iki hüküm yönünden de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğu ilk bakışta anlaşılmaktadır. Bu nedenle kararda yer alan ve tereddüt oluşturan yazım hatasının mahallinde mahkemesince her aşamada düzeltilebileceği, konunun ciddi hukuka aykırılıkların incelenerek ülke sathında uygulama birliğinin sağlanmasını amaçlayan ve olağanüstü bir Kanun yolu olan Kanun yararına bozma konusu yapılamayacağı anlaşılmıştır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, konunun yazım hatasına ilişkin olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 06.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.