Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/23697 E. 2015/36582 K. 26.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/23697
KARAR NO : 2015/36582
KARAR TARİHİ : 26.10.2015

Tebliğname No : 4 – 2012/63614
MAHKEMESİ : Kütahya(Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 01/12/2011
NUMARASI : 2011/105 (E) ve 2011/995 (K)
SUÇ : Tehdit

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Kısa süreli hapis cezasının, TCK’nın 50/1-d. maddesinde yer alan; “belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma” tedbirine çevrilebilmesi için, hükmedilen tedbir ile işlenen suç arasında bağlantı bulunması gerekir. Bu bağlantı nedeniyle sanık hakkında anılan tedbire hükmedilerek, suça yönelmesinin, zararlı alışkanlıklar edinmesinin, bağımlılık yapan maddeler kullanmasının önüne geçilmek, çevresel, psikolojik, sosyal veya ekonomik etkisi bulunan ya da sanığın yeniden suç işlemesine yol açan etkenleri tetikleyecek yerler veya etkinliklerden uzak kalmasını sağlamak suretiyle suçtan ve suça neden etkenlerden uzak tutulması amaçlanır. Nitekim Resmi Gazete’nin 18/04/2007 tarih ve 26497 sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği’nin 38/3. maddesinde ifade edilen “belirli yerler ve etkinlikler” tanımı da bu amaçla yapılmıştır.
Somut olayda; yüklenen suçla hiçbir bağlantısı bulunmadığı halde, sanığa tehdit suçundan verilen 8 ay hapis cezasının, TCK’nın 50/1-d maddesi gereğince “4 ay süre ile ikametgahının bulunduğu yer şehir merkezinde ve belediye mücavir alan hudutları içerisinde faaliyet gösteren internet cafelere girmekten yasaklanma” tedbirine çevrilmiş ise de, karşı temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı anlaşılmış, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın, isminin Tunç olduğunu bildiği kişinin, eşini arayarak eşi ile kızını rahatsız edip kaçıracağını, eşi ile evleneceğini söylemesi nedeniyle tehdit içerikli mesajları gönderdiğini, Tunç isimli kişinin eylemleri nedeniyle boşanma aşamasına geldiğini, mesajların ulaştığı mağduru tanımadığını, mesaj gönderdiği kişinin adını Tunç olarak bildiğini ifade etmesi, mesaj içeriklerinin de savunmayı doğrulaması karşısında, mağdur K.. K.. ve sanığın olay tarihinde evli olup, 2015 yılında boşandığı eşi A.. A.. duruşmaya çağrılıp dinlenerek, sanığın adını Tunç olarak bildiği kişinin mağdur K.. K.. olup olmadığı sorulup, bu kişinin mağdur Kadir olması durumunda TCK’nın 29, mağdur Kadir olmaması durumunda ise sanığın yanılgısının TCK’nın 30/3. maddesi kapsamında kabulü mümkün hukuki bir yanılgı olup olamayacağı değerlendirilip TCK’nın 29. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile değişik gerekçeyle tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 26/10/ 2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.