YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/25761
KARAR NO : 2015/36548
KARAR TARİHİ : 26.10.2015
Tebliğname No : 4 – 2013/221479
MAHKEMESİ : Osmaniye 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 31/05/2012
NUMARASI : 2010/819 (E) ve 2012/442 (K)
SUÇLAR : Tehdit, yaralama, mala zarar verme
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanık H.. K..’ın yokluğunda verilen kararın, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca yapılan tebliğinin, sanığın bu tarihte askerlik görevini ifa etmesi sebebiyle usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında, öğrenme üzerine verilen temyiz dilekçesinin süresinde olduğu sonucuna varılarak, temyiz isteğinin reddine dair ek kararın kaldırılması suretiyle dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanıklar H.. K.., M.. Ç.. ve V.. S..’a yükletilen tehdit, yaralama ve mala zarar verme eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
1-Sanıklar H.. K.. ve M.. Ç.. hakkında tehdit suçlarından verilen cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık H.. K.. ile sanık M.. Ç.. müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, tebliğnameye uygun olarak TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
2-Sanık V.. S.. hakkında kurulan hükümlerde ise;
Yaralama suçundan kurulan hükümde; Osmaniye Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 14.10.2010 tarihli raporunda, mağdur E.. Ç..’nun yaralanmasının basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmadığının belirtilmesi karşısında, sanık hakkında TCK’nın 86/1-3-e maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, aynı Kanunun 86/2-3-e maddesi uyarınca hüküm kurulmuş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümleri etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
Sanık V.. S..’ın adli sicil kaydındaki mahkumiyetinin onsekiz yaşından önce işlediği suça ilişkin olması karşısında, sanık hakkında TCK’nın 58/5. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık V.. S..’ın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, “tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısımların karardan çıkarılması” biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hükümler, bu bağlamda ONANMAK suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca davanın esasına, 26/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.