Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/26070 E. 2015/37087 K. 04.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/26070
KARAR NO : 2015/37087
KARAR TARİHİ : 04.11.2015

Tebliğname No : 4 – 2011/301402
MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/05/2011
NUMARASI : 2010/757 (E) ve 2011/235 (K)
SUÇ : Tehdit

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. TCK’nın 106/2-d bendinde tanımlanan ağırlaştırıcı nedeninin uygulanabilmesi için, tehdidin “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak” işlenmelidir. Bendin uygulanabilmesi için failin, var olan veya var sayılan suç örgütüne üye olması, yöneticisi olması gerekmediği gibi suç örgütünün, eylemden önce hukuken TCK’nın 220. maddesi ya da 3713 sayılı Kanun kapsamında örgüt olarak kabul edilmiş olması da şart değildir. Bendin ağırlaştırıcı neden olarak kabulü, tehdidin kaynağının suçla irtibatlı organize bir güce dayanması nedeniyle gerçekleştirilme olasılığının yüksekliği, tehlikenin nerede, ne zaman ve ne şekilde geleceğinin kestirilememesi, buna bağlı olarak da korunma ya da savunma yapmanın zor oluşudur. Korkutucu güç olarak “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin” kullanılması, fiilin tehlikeliliğini, failin ise ciddiliğini, kararlılığını ortaya koyarken, mağdurda, muhatap olacağı bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişe yaratmaktadır. Mağdurun, bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişeye maruz kaldığının kabul edilebilmesi için, failin, suç örgütüyle dolaylı bile olsa bağlantısı olduğu veya olabileceği ya da en azından suç örgütü ile zayıf da olsa irtibatının bulunduğu ihtimaline inanmasını gerektirecek makul nedenlerinin bulunması gerekir.
Bu açıklamalar doğrultusunda, sanığın, aralarında var olan önceye dayalı bir husumet nedeniyle mağdura gönderdiğini kabul ettiği ve tespit edilen mesaj içeriklerine göre ”Ben de PKK’yım…, seni dar ağacına asacam, görüşelim o zaman ben Şırnaklıyım avradına bu akşam boşalacam, kim olduğumu yakında görürsün, ben Kurt M.., istesem sana Konya’yı dar ederim, halam öğretmen istesem adam tutar seni öldürtür, …sıra bende T.. tek mermilik işin var Şırnaklı, uani Kendennim T.. denim, Şırnaktan mı alcan, Mitkurun, kendennim” biçimindeki sözlerle tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında, öfkenin suç kastını kaldırmayacağı, tehdit suçunda tasarlama öğesinin bulunmadığı, söylenen sözlerin objektif olarak elverişli ve yeterli olması nedeniyle olayda TCK’nın 106/1-1 ve 106/2-d maddesinde tanımlanan tehdit suçunu oluştuğu gözetilmeden, “PKK ismi kullanılmış ise de örgüt adına bir tehdit eyleminin olmadığı, eylemler basit tehdit kapsamında kaldığı ve şikayete tabi olduğu” biçimindeki, kanuni olmayan gerekçeyle düşme kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.