YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/31581
KARAR NO : 2014/29452
KARAR TARİHİ : 20.10.2014
Tebliğname No : 4 – 2013/194989
MAHKEMESİ : Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 29/11/2012
NUMARASI : 2012/484 (E) ve 2012/824 (K)
SUÇ : İmar kirliliğine neden olma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Suça konu kaçak inşaata ilişkin olarak yapı tatil zaptı düzenlenmesinden sonra 30.04.2008 tarihli yapı ruhsatının verilmesi ve dosya içerisindeki 07.12.2009 tarihli ek bilirkişi raporunda, anılan ruhsata kısmi aykırılıklar bulunduğunun belirtilmesi karşısında, ilgili belediyeden yapıya ilişkin tüm belgeler temin edilerek mahallinde yeniden keşif yapılıp ruhsata aykırı imalatların nelerden ibaret olduğu, TCK’nın 184/1. maddesi kapsamında bina niteliğinde bulunup bulunmadığı, eski hale getirilip getirilmediği, söz konusu yerin belediye sınırları içinde kalıp kalmadığı ve özel imar rejimine tabi yerlerden olup olmadığı hususlarında uzman bilirkişiden teknik verilere dayalı rapor alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Kabule göre de, kısa süreli hapis cezasından çevrilip ödenmeyen adli para cezalarının nasıl infaz edileceğinin 5275 sayılı CGTİK’nın 109 ve bu Kanunun uygulanmasını öngören, 20.03.2006 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren 2006/10218 numaralı Tüzüğün 51. maddesinde belirtildiği ve hükmün kesinleşmesinden sonra Cumhuriyet Savcılığının görevi dahilinde değerlendirilmesi gereken bir husus olduğu gözetilmeden, infazı kısıtlar biçimde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ahtarına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık S.. A.. müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20/10/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY:
Somut olayımızda, sanığa hükmolunun kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilmiş; bu adli para cezası TCY’nın 52/4 ncü maddesi gereğince takside bağlanmış ve ödenmesi konusunda hüküm getiren 52/4 ncü maddedeki karşılaşılacak sonuçlara işaret edilmiştir.
1-Maddi Ceza Hukuku Düzenlemeleri
TCY’nın 52/4 ncü maddesindeki düzenleme şöyledir: “Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir”. Bu düzenleme, taksitin ödenmemesi halinde, adli para cezasının hapse çevrileceğine ilişkin genel bir ifadeyi içermekte ve hapse çevirmenin nasıl olacağı konusunda açıklama getirmediğinden, infazla ilgili gibi gözükmekle birlikte, maddi ceza hukuku ile ilgilidir. Çünkü hüküm, adli para cezasının taksitlendirilmesiyle ilgili olup, taksit süre, miktar ve sonuçlarına işaret etmektedir.
2-Diğer Düzenlemeler
a-TCY’nın 50/6 ncı maddesindeki düzenleme şöyle: “Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz”. Görüldüğü gibi, bu düzenleme infazla ilgilidir. Çünkü, doğrudan infazla ilgili işlemlerin nasıl yapılacağına işaret etmektedir. Yani bu düzenleme, TCY’nın 52/4 ncü maddesindeki düzenlemeden farklıdır.
Görüldüğü gibi, TCY’nın 50/6 ncı maddesinde açıkça sanığa ihtarda bulunulacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiş ise de, yasayı bilmemek mazeret olmasa dahi (TCY, m.4), sanık hakkındaki yaptırımlarla (seçenek tedbirlerle) ilgili olarak neler yapılabileceği konusunda ihtar şeklinde bilgi verilmesi hukuka aykırılık oluşturmamaktadır. Mahkemelerin sanığın lehine olabilecek, ki bu husus lehinedir, ihtarda bulunmada/bilgi vermede bulunması kararın bozulmasını ve düzeltilerek onanmasını gerektirmez.
b-5275 sayılı İnfaz Yasasının 106 ncı maddesindeki düzenleme doğrudan adli para cezalarının infazıyla ilgilidir. Buna göre, “Adlî para cezası, Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen usule göre tayin olunacak bir miktar paranın Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir” (m.106/1); “Adlî para cezasını içeren ilâm Cumhuriyet Başsavcılığına verilir. Cumhuriyet savcısı otuz gün içinde adlî para cezasının ödenmesi için hükümlüye 20 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir ödeme emri tebliğ eder” (m.106/2); “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir” (m.106/3); “Çocuklar hakkında hükmedilen adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde, bu ceza hapse çevrilemez. Bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır” (m.106/4); “Adlî para cezasının hapse çevrileceği mahkeme ilâmında yazılı olmasa bile üçüncü fıkra
hükmü Cumhuriyet Başsavcılığınca uygulanır” (m.106/5); “Hükümde, adlî para cezası takside bağlanmamış ise, bir aylık süre içinde adlî para cezasının üçte birini ödeyen hükümlünün isteği üzerine geri kalan kısmının birer ay ara ile iki eşit taksitte ödenmesine izin verilir. İlk taksidin süresinde ödenmemesi hâlinde, verilen ikinci takside ilişkin izin hükümsüz kalır” (m.106/6); “Adlî para cezası yerine çektirilen hapis süresi üç yılı geçemez. Birden fazla hükümle adlî para cezalarına mahkûmiyet hâlinde bu süre beş yılı geçemez” (m.106/7); “Hükümlü, hapis yattığı veya kamuya yararlı işte çalıştığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten çıkartılır veya kamuya yararlı işte çalıştırılma sona erer” (m.106/8); “Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz. Hapse çevrilmiş olmasına rağmen hak yoksunlukları bakımından esas alınacak olan adlî para cezasıdır” (m.106/9); “İnfaz edilen hapsin veya kamuya yararlı işte çalışmanın süresi, adlî para cezasını tamamıyla karşılamamış olursa, geri kalan adlî para cezasının tahsili için ilâm, Cumhuriyet Başsavcılığınca mahallin en büyük mal memuruna verilir. Bu makamlarca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre kalan adlî para cezası tahsil edilir” (m.106/11).
c-5275 sayılı İnfaz Yasasının 109 ncu maddesinde ilgili Tüzüğe yollamada bulunulmakta ise de, esas mahkemesi kararında buna ilişkin bir hususa yer verilmemiştir. Dolayısıyla, burada, İnfaz Yasasının 109 ncu maddesinin yollamasıyla ilgili Tüzüğün 51 nci maddesinin uygulanması mümkün değildir.
3-Değerlendirme
Görüldüğü gibi, somut dosyamızdaki olay bakımından, esas mahkemesi, maddi ceza hukukuyla ilgili sonuç taksitlendirilmiş adli para cezası için TCY’nın 52/4 ncü maddesindeki, “kararda, (…) hapse çevrileceği belirtilir” amir hükmü gereğince sanığa yasaya uygun olarak ihtarda bulunmuştur.
Somut olayımızdaki yaptırım takside bağlanmış, yetişkin hakkında verilmiş adli para cezası olup, yerel mahkeme TCY’nın 52/4 ncü maddesini uygulamış ve sanığa sorumluluğun sonuçlarını açıklamıştır.
Bu ihtar maddi ceza hukukuyla ilgili olup, ihtardan sonraki hususlar infaz sırasında dikkate alınacağından ve 5275 sayılı İnfaz Yasasının 109 ve anılan Tüzüğün 51 nci maddesinin burada uygulanması söz konusu olmadığından, maddi ceza hukukunu ilgilendiren hususun kararda belirtilmesinin yasaya ve sanık haklarına aykırı olmaması ile sanığa ek yükümlülükler getirmeyip bilakis yasanın amir hükmü olması, aynı zamanda sanık lehine olması nedenleriyle, bu noktadan da bozmaya ilişkin çoğunluğun (2) nolu görüşüne iştirak edilmemiştir.