Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/35802 E. 2014/31186 K. 30.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/35802
KARAR NO : 2014/31186
KARAR TARİHİ : 30.10.2014

Tebliğname No : 4 – 2012/163442
MAHKEMESİ : Bayramiç(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 17/01/2012
NUMARASI : 2011/157 (E) ve 2012/7 (K)
SUÇ : Hakaret

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın savunmasında ismini bildirdiği Ö.. G.., tanık sıfatıyla dinlenip, anlatımı hükme esas alınan tanık K.. Ç..’nun aşamalardaki anlatımları arasındaki çelişki de giderilip sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle hükümlülük kararı verilmesi,
2-Kabule göre de;
a)Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan değer, kişilerin onur, şerefve saygınlığı üzerindeki hakları olup, bu suçun oluşabilmesi için fiilin, gerçek bir kişinin belirtilen kişilik haklarını rencide edecek şekilde işlenmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Hakaret suçu, Anayasanın 24 ila 30. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9 ve 10. maddelerinde düzenlenen ifade hürriyetinin sınırlarını oluşturmaktadır. Suçu oluşturan eylem bakımından failin ifade hürriyeti, mağdur yönünden ise onur, şeref ve saygınlığı ile din, vicdan ve kanaat hürriyetine ilişkin temel kişilik hakları çatışmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü, sözü edilen karşılıklı hakların dengelenmesini gerektirmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; olayın tek görgü tanığı olan K.. Ç..’nun duruşmadaki ifadesine göre, sanığın sarfettiği, “ben sizin ne mal olduğunuzu biliyorum” şeklindeki sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba söz ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,
b)Suçun, belediye başkanı olan katılanın makam odasında gerçekleşmesi karşısında, aleniyet unsurunun ne suretle oluştuğu açıklanıp değerlendirilmeden ve sanığa ek savunma hakkı da tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen TCK’nın 125/4. maddesi uyarınca cezanın artırılması,
Kanuna aykırı ve sanık A.. Ş..’in temyiz iddiaları ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.