Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/38717 E. 2014/33703 K. 20.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/38717
KARAR NO : 2014/33703
KARAR TARİHİ : 20.11.2014

Esas No : 2013/38717
Karar No : 2014/33703
Tebliğname No : KYB – 2013/347803

Tehdit suçundan sanık C.. S..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2 ve 52/2. maddeleri gereğince 100 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair, Gülşehir Sulh Ceza Mahkemesinin 01/05/2007 tarihli ve 2006/26 esas, 2007/42 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, hükümlünün adlî sicil arşiv kaydının silinmesi talebinin kabulüne, adlî sicil arşiv kaydının silinmesine ilişkin, aynı mahkemenin 17/12/2012 tarihli ve 2012/243 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/11/2013 gün ve 347803 sayılı istem yazısıyla, dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:

İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre; adlî sicil kaydından çıkarılarak arşiv kaydına alındığı anlaşılan, Gülşehir Sulh Ceza Mahkemesinin 01/05/2007 tarihli ve 2006/26 esas, 2007/42 sayılı ilâmı ile verilerek oluşturulan kaydıyla ilgili olarak, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 6290 sayılı Kanun’la değişik geçici 2/3. maddesi gereğince 11/04/2012 tarihinden itibaren bu tür kayıtların şartları oluştuğu takdirde Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinebileceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Hükümlü C.. S.. hakkında tehdit suçundan yapılan yargılama sonucunda, Gülşehir Sulh Ceza Mahkemesinin 01/05/2007 tarihli kararıyla, 100 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek, cezasının 26.06.2007 tarihinde infaz edildiği, hükümlünün 11/12/2012 tarihli dilekçesi ile mahkemesinden adli sicil kaydının silinmesini talep etmesi üzerine, aynı mahkemenin 17/12/2012 tarihli ek kararıyla, adli sicil ve arşiv kaydının silinmesine karar verildiği, kesinleşen bu karara karşı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün ihbarı üzerine, kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

5352 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uygulanarak oluşturulan, adli sicil arşiv kayıtlarının, hükmü veren mahkemesince silinmesinin hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:

5352 sayılı Kanunun geçici 2/1. maddesine göre, 01.06.2005 tarihinden sonra işlenen suçlarla ilgili kayıt silme işlemleri, bu Kanun hükümlerine göre yerine getirilecektir.

Anılan Kanunun “Adli sicil bilgilerinin silinmesi” başlıklı 9. maddesinde: “(1) Adlî sicildeki bilgiler;
a) Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması,
b) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık,
c) Ceza zamanaşımının dolması,
d) Genel af,
Halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınır.
(2) Adlî sicil bilgileri, ilgilinin ölümü üzerine tamamen silinir.
(3) Türk vatandaşları hakkında yabancı mahkemelerce verilmiş olup 4 üncü Maddenin birinci fıkrasının (f) bendine göre adlî sicile kaydedilen hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmiyet hükümleri, kesinleştiği tarihten itibaren mahkûmiyet kararında belirtilen sürenin geçmesiyle, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce adlî sicil kayıtlarından çıkartılarak arşiv kaydına alınır. Adlî para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler, adlî sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Adli sicil kaydından silinerek arşive alınan kayıtların silinmesi prosedürü ise anılan Kanunun 12. maddesinde düzenlenmiştir.
İnceleme konusu somut olayda; sanığın adli sicil kaydından çıkarılmasına karar verilen ilamdaki suç tarihi 14.10.2005 tarihidir. Bu tarihte 5352 sayılı Kanun yürürlükte bulunduğundan, adli sicil ve arşiv kaydı silinmesi taleplerinde bu Kanun hükümleri dikkate alınacaktır.
Yukarıda yer verilen adli sicil kayıtlarının silinmesine ilişkin 5352 sayılı Kanunun 9. maddesi incelendiğinde, cezanın infazının tamamlanması üzerine adlî sicildeki bilgilerin, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınacağı belirtilmektedir.
Bu itibarla, adli sicil ve arşiv kaydı silinmesine konu edilen ilamdaki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden sonrasına ilişkin olması karşısında, hükümlünün talebinin değerlendirilmesi için dilekçenin Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesi gerekirken, 5352 sayılı Kanunun 9 ve 12. maddeleri ile geçici 2. maddesi hatalı yorumlanarak, sabıka kaydının silinmesine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

1-Gülşehir Sulh Ceza Mahkemesinin 17/12/2012 tarihli ve 2012/243 değişik iş sayılı kararının, CMK’nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA,

2-11/04/2012 tarihinden itibaren adli sicil arşiv kaydının silinmesi işlemleri, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun geçici 2/3. maddesi uyarınca, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yerine getirileceğinden, yasal değişiklikler de mahkemesince değerlendirilerek, CMK’nın 309. maddesinin 4–a bendi uyarınca gereğinin mahallinde yerine getirilmesine, 20.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.