Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/42196 E. 2014/27536 K. 29.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/42196
KARAR NO : 2014/27536
KARAR TARİHİ : 29.09.2014

Tebliğname No : 5 – 2012/317534
MAHKEMESİ : Akhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 31/05/2012
NUMARASI : 2012/208 (E) ve 2012/955 (K)
SUÇ : Tefecilik

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun oluşumu için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup, 01.06.2005 tarihinden önce işlenip 2279 sayılı Kanunun 2520 sayılı Kanun ile değişik 17. maddesinde düzenlenen suçta olduğu gibi ödünç para verme işinin meslek haline getirilerek birden fazla kişiye sürekli ve sistemli biçimde ödünç para verilerek çıkar sağlanmasına gerek yoktur.
Sırf hareket suçu niteliğinde olan tefecilik suçu, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verildiğinde oluşur. Hukuka aykırı şekilde faiz karşılığı borç para alan kişi suçun mağduru veya doğrudan zarar göreni olarak kabul edilmemektedir. Tefecilik suçu, mütemadi suç olmadığından, kazanç elde etmek amacıyla değişik zamanlarda ödünç para verilmesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Zincirleme suç, bünyesinde birbirinden bağımsız birden fazla suç barındırmasına karşın, 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi gereğince cezalandırma açısından tek suç sayılmakta, bir cezaya hükmolunarak artırım yapılmaktadır. Ancak koşullarının oluşması halinde zamanaşımı, af, şikayetten vazgeçme gibi hukuki kurumların uygulanması açısından zincirleme suçu oluşturan her bir suçun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yargılamaya konu olayda; sanığın, “2003 yılı Haziran ayından 2005 yılı Ağustos ayına kadar tanıklar M.. G.., Ö.. K.., L.. Y.., A.. T.., Y.. Y.., M.. B.., F..A.., İ.. K.., İ.. S.., C.. A.., H.. U.. ve R.. K..’a faiz karşılığı senet yoluyla borç para verdiği”nin iddia edildiği, soruşturma ve kovuşturma aşamasında tanıkların ayrıntılı anlatımlarına başvurulmamış ise de; vergi denetmeninin aldığı ifadelere göre iddianamede adı geçen tanıklardan M.. G..in 26.06.2003 tarihinde, A.. T.. 14.02.2005 tarihinde, Y.. Y.. 2004 yılı Kasım ayında, M.. B.. 01.03.2005 tarihinde, İ.. S.. 05.03.2005 tarihinde, R.. K.. 2004 yılı Nisan ve Aralık aylarında sanıktan faiz karşılığı ödünç para aldıklarını ve karşılığında kambiyo senedi verdiklerini ifade etmelerine karşın, iddianamede adı geçen tanıklardan sadece Ö.. K.. 10.08.2005 tarihinde sanıktan faiz karşılığında ödünç para aldığını ifade etmiş, tanık A.. K.. da tanık Ö..’in anlatımını doğrulamış, iddianamede adı geçen tanıklardan L..Y.., F.. A.., İ.. K.., C.. A.. ve H.. U.. ise hiç dinlenmemiştir.
Tefecilik suçunda suç öğeleri ve ceza uygulamasının, eylemlerin 01.06.2005 tarihinden önce veya sonra gerçekleştirilmesine göre farklılık göstermektedir.
İddianamede adı geçen tanıklardan, faiz karşılığı ödünç para aldıkları tarih sorulup tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenerek, 01.06.2005 tarihinden sonra gerçekleşen eylemler için 5237 sayılı Kanun hükümleri uygulanıp, belirtilen tarihten önce gerçekleşen eylemlerde ise zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden “tefecilik suçunun temadi eden suç olduğu, tanıklardan alınan kambiyo senetlerinin icraya verildiği ve takip edildiği tarihe kadar devam ettiği” şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık R.. B.. müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 29/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.