YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7608
KARAR NO : 2015/22628
KARAR TARİHİ : 02.03.2015
Tebliğname No : 4 – 2011/24695
MAHKEMESİ : Serik 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 09/03/2010
NUMARASI : 2008/161 (E) ve 2010/99 (K)
SUÇ : Tehdit
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. TCK’nın 106/2-d bendinde tanımlanan ağırlaştırıcı nedeninin uygulanabilmesi için, tehdidin “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak” işlenmelidir. Bendin uygulanabilmesi için failin, var olan veya var sayılan suç örgütüne üye olması, yöneticisi olması gerekmediği gibi suç örgütünün, eylemden önce hukuken TCK’nın 220. maddesi ya da 3713 sayılı Kanun kapsamında örgüt olarak kabul edilmiş olması da şart değildir. Bendin ağırlaştırıcı neden olarak kabulü, tehdidin kaynağının suçla irtibatlı organize bir güce dayanması nedeniyle gerçekleştirilme olasılığının yüksekliği, tehlikenin nerede, ne zaman ve ne şekilde geleceğinin kestirilememesi, buna bağlı olarak da korunma ya da savunma yapmanın zor oluşudur. Korkutucu güç olarak “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin” kullanılması, fiilin tehlikeliliğini, failin ise ciddiliğini, kararlılığını ortaya koyarken, mağdurda, muhatap olacağı bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişe yaratmaktadır. Mağdurun, bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişeye maruz kaldığının kabul edilebilmesi için, failin, suç örgütüyle dolaylı bile olsa bağlantısı olduğu veya olabileceği ya da en azından suç örgütü ile zayıf da olsa irtibatının bulunduğu ihtimaline inanmasını gerektirecek makul nedenlerinin bulunması gerekir.
Yargılamaya konu somut olayda; Onbir aydır katılanların işlettiği otelde çalışan ve otelin lojmanında kalan, akıl hastalığı boyutuna varmayan psikolojik sorunları bulunan, 1994 yılında Uzman Erbaş sözleşmesi feshedilen ve işten çıkartılan sanığın, katılanları telefon arayarak “sizi öldüreceğim sülalenizi kurutacağım, çocuklarınızı eşinizi öldüreceğim, oteli havaya uçuracağım, personel servisini tarayacağım” diyerek tehdit etmesi üzerine, katılanların şikayeti nedeniyle ifadesinin alınması için kolluk tarafından götürüldüğü karakolda, “ben PKK ile bağlantılıyım, benden haber bekliyorlar, haber vermem halinde otel havaya uçacak sizi öldürdükten sonra kendi kafama sıkacağım” dediğine ilişkin tutanak düzenlendiği, tutanağa göre sanığın, bu sözleri sarf ettiği sırada katılan D. S. T. da karakolda olduğu, sanığın adı geçen katılana saldırmak için bulunduğu odaya koşarken kolluk tarafından engellendiği, iddianamede de sanığın hem telefonda hem de karakolda söylediği sözler birleştirilerek TCK’nın 106/2-d maddesinin uygulanması isteğiyle dava açıldığı, aynı gerekçelerle TCK’nın 106/2-d maddesiyle mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
Ancak, katılanların, soruşturma ve kovuşturma anlatımlarında, terör örgütü bağlantısı içeren ve bu bağlantı nedeniyle kendilerine zarar verileceği ileri sürülen tehdit öçerikli sözleri sanığın söylediği yolunda bir anlatımları bulunmaması karşısında, öncelikle katılanlar yeniden duruşmaya çağrılıp dinlenerek sanığın karakoldaki sözlerini duyup duymadıkları hususunun, gerektiğinde tutanak imzacısı kolluk görevlileri de dinlenerek açıklığa kavuşturulması gerekirken, ayrıca yargılama konusu tehdit suçunda bir suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanma öğesinin ne şekilde gerçekleştiği, ve bunun sübutuna dair kanıtların neler olduğu karar yerinde açıklanıp, kanıtlarla ilişkili biçimde tartışılmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık M.. K..’nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.