Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/9566 E. 2013/24794 K. 03.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9566
KARAR NO : 2013/24794
KARAR TARİHİ : 03.10.2013

Hakaret suçundan sanık … hakkında Edirne 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/983 esasına kay den görülen davada; mahkeme hâkiminin, söz konusu eylem ile ilgili tutanak mümzii olduğundan bahisle davaya bakmaktan çekinme kararı vermesi üzerine, davadan çekinme sebeplerinin usul ve yasaya uygun olmadığından bahisle davadan çekinmenin reddine dair, (EDİRNE) 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 27/12/2012 tarihli ve 2012/378 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/02/2013 … ve 37155 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Yargılamaya katılmayacak hâkim” başlıklı, 22. maddesinde “Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse, Hâkimlik görevini yapamaz..” şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun’un “Hâkimin çekinmesi ve inceleme merci” başlıklı 30. maddesinin 2. fıkrasındaki “Hâkim, tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek çekindiğinde, merci çekinmenin uygun olup olmadığına karar verir. Çekinmenin uygun bulunması halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.” şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu hakaret eylemine tanık olan hâkiminin tarafsızlığının şüpheye düşeceği gerekçesiyle çekinmesi talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Sanık …’in, Edirne 2. Sulh Ceza Mahkemesinde görülmekte olan kamu davasının 18/07/2012 tarihli duruşmasında, müşteki sıfatıyla ifade verirken mahkemenin müstemir yetkili hakimi olan … …’a gıyabında hakaret ettiği, duruşmayı yöneten hakim … …’ün hakaret sözlerini duruşma tutanağına yazarak sanık hakkında suç duyurusunda bulunduğu, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 02/11/2012 tarihli iddianamesi ile kamu görevlisine hakaret suçundan sanık hakkında kamu davası açıldığı, davanın tevzi işlemi sonucunda kendisine hakaret edilen hakim … …’ın görevli olduğu Edirne 2. Sulh Ceza Mahkemesine verilmesi üzerine, hakimin davadan çekildiği ve yerine merci kararıyla hakim … …’ün görevlendirildiği, Edirne 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/ 983 esasına kayden görülen davanın 24/12/2012 tarihli celsesinde, hakim … …’ün sanık hakkında tutanak tanzim eden ve suç duyurusunda bulunan kişi olması nedeniyle (tanıklık sıfatı bulunduğundan) davadan çekinme kararı vererek incelenmek üzere dosyayı merciye gönderdiği, Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda, CMK’nın 30/1-2. maddesi uyarınca hakimin davadan çekilmesinin uygun olmadığı gerekçesiyle, 27/12/2012 tarih ve 2012/378 değişik iş sayılı kararla çekilme kararının kaldırılmasına karar verildiği ve bu karar aleyhine Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Uyuşmazlık, hakimin, duruşma sırasında işlenen bir suçla ilgili tutanak düzenleyerek suç duyurusunda bulunmuş olmasının, CMK’nın 30/2. maddesi uyarınca tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebep niteliğinde bulunup bulunmadığı ve bu gerekçeyle vaki davaya bakmaktan çekinmesinin reddine ilişkin kararın yerinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, öncelikle bu kararın kanun yararına bozma konusu yapılıp yapılamayacağı ele alınmıştır.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.

5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 … ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.( Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Ayrıca Kanun yararına bozma yoluna başvurulması için mahkemelerin asıl ceza davasını çözmeye devam etmesinin imkansız hale gelmiş olması ve hukuka aykırılığın başka bir yol ile giderilmesine imkan bulunmaması gereklidir. Hukuka aykırılığın olağan kanun yolları ile denetlenip giderilmesi imkanının bulunması durumunda Kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacaktır. Öte yandan yargılama sırasında verilen ve nihai hükme etkisi olan kararlar asıl hükümle birlikte temyize tabi bulunmaktadır.
Nitekim, 1412 sayılı CMUK’nın “hükümden evvelki kararların temyizi” başlıklı 306. maddesinde; “Hükümden evvel verilip hükme esas teşkil eden kararlar dahi hükümle birlikte temyiz olunabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Kanun yararına bozma istemine konu edilen olay, 5271 sayılı CMK’nın 30. maddesi kapsamında davadan çekinme kararı veren hakim ile ilgili, çekinmenin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle merci tarafından verilen ret kararıdır. Bu karar niteliği gereği kesin olsa da, asıl hükümle birlikte temyiz incelemesine tabi tutulacak ve hukuka aykırı olması durumunda olağan kanun yoluyla düzeltilebilecektir.
Bu çerçevede, asıl ceza davasının devam ettiği süreçte verilen bu kararın ileride verilecek kesin hükümle birlikte temyizinin mümkün olması ve olağan kanun yolu denetimi sırasında varsa hukuka aykırılığın giderilebilme imkanının bulunması karşısında, olağanüstü kanun yolu ile denetlenmesi hukuka uygun görülmemiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, Kanun yararına bozma isteminin olağan kanun yolu ile denetlenebilir olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 03.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.