YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/35845
KARAR NO : 2015/25381
KARAR TARİHİ : 26.03.2015
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık …, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/2, 106/2-c ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 2 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tabî tutulmasına dair, ..Asliye Ceza Mahkemesinin 27/01/2014 tarihli ve 2013/946 esas, 2014/61 sayılı kararına sanık müdafii tarafından yapılan itirazın kabulüne ilişkin, .. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/03/2014 tarihli ve 2014/347 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.07.2014 gün ve 252500 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “..Ağır Ceza Mahkemesince adı geçen sanık hakkında daha önce işlediği kasıtlı başka bir suçtan yapılan yargılaması sonucunda, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden, yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinden bahisle yapılan itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmaması anlamına geldiği ve 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin tekrar uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık …. hakkında yapılan yargılama sonucunda, .. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/01/2014 tarihli kararıyla, her iki suçtan hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanık müdafiinin karara itirazı üzerine, .. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın adli sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar bulunduğu gerekçesiyle, itiraz yerinde görülerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırıldığı, kesin olan bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını itiraz üzerine inceleyerek kaldıran merci kararının, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Kanun yararına bozma, kesinleşen hükümde verildiği zaman yürürlükte bulunan usul ve maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olduğundan, inceleme karar tarihindeki mevzuat hükümlerine göre yapılmıştır.
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
– Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
– Suçun CMK’nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
– Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
– Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının bulunmaması,
– Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
18/06/2014 kabul tarihli 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesiyle CMK’nın 231/8. maddesine eklenen cümlede, “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” hükmü düzenlenmiş ise de, karar tarihi itibariyle bu hükmün yürürlükte olmadığı, anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/02/2010 tarih ve 4/253-28 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
Ancak kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, CMK’nın 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu kararların CMK’nın 231/6-a bendinde belirtilen kasıtlı suçtan mahkumiyet olarak kabul edilme imkanı bulunmamaktadır.
Bununla birlikte bu ilamlar subjektif koşulun kişilik boyutu itibariyle değerlendirilmesinde mahkemece gözönünde bulundurulabilecektir. Yüzyüzelik ilkesi çerçevesinde yargılama yapan ilk derece mahkemesinin, subjektif koşulun değerlendirilmesi bağlamında, sanığın kişilik özelliklerini olumlu veya olumsuz bularak vardığı sonuç, takdire ilişkin olduğundan itiraz merciince denetlenemeyecektir.
İnceleme konusu somut olayda; .. Ağır Ceza Mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasına engel olarak kabul edilen ilamın, ..Asliye Ceza Mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar olduğu, bu karar, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” niteliğinde bulunmadığından,
CMK’nın 231/6-a bendinde belirtilen kasıtlı suçtan mahkumiyet olarak kabul edilemeyeceği, öte yandan kararın verildiği tarihten sonra CMK’nın 231/8. madde ve fıkrasına 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesiyle eklenen cümlede getirilen “ikinci kez uygulama yasağı”nın somut olayda uygulanamayacağı anlaşıldığından, itiraz merciince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yapılan itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile itirazın kabulüne karar verilmesi hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1-.. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/03/2014 tarihli ve 2014/347 değişik iş sayılı kararının, CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 26.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.