YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/37960
KARAR NO : 2015/36589
KARAR TARİHİ : 26.10.2015
Tebliğname No : 4 – 2014/55802
MAHKEMESİ : Hatay(Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 12/12/2013
NUMARASI : 2011/1169 (E) ve 2013/812 (K)
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, bağlantı nedeniyle Dairemizden temyiz incelemesi için bulunan 2014/38168 esas sayılı dosya ile birlikte incelenerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın, M… G… isminde 85 yaşlarında bakıma muhtaç teyzesinin, dayısının oğlu olan katılan M.. T..’ın yanında kaldığı, bakımının katılan tarafından yerine getirildiği, sanığın, 20 yıl İstanbul’da çalıştıktan sonra Hatay’a geldiği, teyzesinin sağlık durumundan endişe ettiği, teyzesinin de talebi üzerine 11.06.2011 tarihinde evde sağlık hizmeti veren ekiple birlikte katılanın evine geldikleri, M… G…’ın yatalak hasta olmaması, akrabalarının müdahale etmesi ve M… G…’ı yönlendirmesi, teyzesinin de kabul etmemesi üzerine sağlık hizmeti verilemediği, sanığın, teyzesinin ikamet ve bakım şartlarının uygun olmadığı düşüncesi ile polis çağırdığı, gelen polis memurlarının tutanak düzenleyerek katılanın, aile yükümlülüğünü ihlal eylemi nedeniyle savunmasını aldığı, sanığın, yanında sağlık ekibi ve polisler olduğu halde 13.06.2011 ve 21.06.2011 tarihlerinde iki defa daha teyzesinin yanına gittiği, 21.06.2011 tarihli gidişinde, katılanın akrabası olan O… K…’nin hakaret ve tehdidine maruz kaldığı, polis memurlarının tutanak düzenlediği, O.. K…’ye dava açıldığı ve mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır.
Katılan, 20.07.2011 tarihli dilekçesi ve aşamalardaki ifadelerinde özetle; Sanığın sürekli evine gelerek “Mediha teyzemi bana vereceksiniz, maaşını da ben alacağım” dediğini, Haziran ayının sonunda yine evine geldiğini, kendisine “teyzem Mediha’yı vereceksin vermezsen seni öldürürüm seni yok ederim benim tanıdıklarım var seni hemen yok ederim” dediğini ifade etmiş, tanıklar A.. T.., C.. Y.. ve N.. Y.. bu anlatımları doğrulamış ise de; M…K…Ü.. T.. S.. T.. Fakültesi Biyofizik Anabilim dalı başkanı olan sanığın, maddi sıkıntısının bulunmadığı, teyzesinin kendisine teslim edilmesini istemediği, zira teyzesine bakacak zamanının olmadığı, katılanın evine her gidişinde yanında resmi görevlilerin bulunduğu, nitekim 21.06.2011 tarihinde O…K..’nin hakaret ve tehdidine maruz kalıp, polis memurlarınca bu durumun tutanak altına alındığı, sekiz ailenin yaşadığı bir eve, akrabaları ile ilişkileri nedeniyle bir bayan olarak tek başına gitmesinin, bunun yanında yüklenen sözleri söylemesinin mümkün olamayacağı, sanık O.. K.. hakkında 21.06.2011 tarihinde tutanak düzenlenip
soruşturma açılması üzerine, Temmuz ayında kendisi hakkında şikayetçi olunduğu, bu şikayetin tek amacının, kendisinin şikayetini geri aldırmak ve Oktay’ı kurtarmak olduğu, tanıkların ve katılanın, kendisine yükledikleri eylemlerin tarihleri konusunda anlatımlarının çelişkili olduğu, tanıklardan A.. T..’ın katılanın kardeşi, tanık C.. Y..’in, sanık O.. K…’nin akrabası tanık N.. Y..’in ise tanık Cuma’nın eşi olduğunu, teyzesini görmek için daha önceki gidişlerinde, sokak başında bulunan fırıncı A..G..’in aracılığıyla teyzesi ile görüştüğü savunması, katılan ve tanıkların, soruşturma aşamasında Haziran ayının sonlarında olduğunu ileri sürüp, kovuşturma aşamasında eylem tarihinin Temmuz ayı olduğunu ifade etmeleri, tanık A.. G..’in savunmayı doğrulaması, katılanın, Haziran ayının sonlarına doğru gerçekleştiğini iddia ettiği olay nedeni ile 20.07.2011 tarihinde, üstelik akrabası olan O..ktay K..hakkında soruşturmaya başlanmasından sonra şikayet dilekçesi vermesi, birlikte değerlendirildiğinde, “Kanıtlar sayılmaz, tartılır” (Argumente non sunt numeranda sed ponderanda) ilkesi gereğince hayatın olağan akışından edinilen karine niteliğindeki gündelik bilgilere göre, dosyada bulunan kanıtların, mahkumiyeti gerektirecek derecede tam bir vicdani kanaat oluşturmaya uygun olmadığı, sanığın, yüklenen suçları işlediği hususunu tam olarak ispatlayamadığı, oluşan şüphe hali nedeniyle “şüpheli durumda sanık lehine hüküm kurulmalıdır” (İn dubio pro reo) ilkesi gereğince şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiği gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık S.. G.. ve müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 26/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.