YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/40827
KARAR NO : 2014/34496
KARAR TARİHİ : 27.11.2014
Esas No : 2014/40827
Karar No : 2014/34496
Tebliğname No : KD – 2014/323282
Hakaret suçundan sanık N.. S.. hakkında yapılan yargılama sonunda, sanığın mahkumiyetine dair İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 29.07.2009 tarih ve 2007/400 Esas 2009/264 Karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 15.05.2014 tarih ve 2014/16678 Esas 2014/16948 Karar sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz dilekçesinin süresi içinde verilmediği anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık N.. S..’ın, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/10/2014 tarih ve 2014/323282 sayılı yazısı ile;
“Sanık N.. S.. hakkında, görevliye hakaret suçundan, Üsküdar 3.Ağır Ceza Mahkemesince, 5237 Sayılı TCK.nın 125/3-a, 125/4 ve 53/1-2-3 maddelerine göre gıyabında verilen 1 yıl 9 ay hapis cezası ve hak yoksunluğuna ilişkin 29.7.2009 tarih, 2007/400 esas ve 2009/264 karar sayılı mahkumiyet hükmü, adı geçen sanığa adli tatil içerisinde 25.8.2009 tarihinde tebliğ edilmiş olup, 11.9.2009 havale tarihli dilekçe ile hükmü temyiz etmesi üzerine, Başsavcılığımızca temyiz itirazı süresinde kabul edilerek, düzenlenen 7.5.2012 tarih ve 2010/65042 sayılı tebliğnamede, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi ile, sabıkası bulunmayan sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık gösterip göstermediği irdelenerek, erteleme hususunda bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin gerekçe ile cezanın ertelenmemesi yasaya aykırı bulunduğu düşüncesiyle hükmün BOZULMASI, talep ve mütalaa edilmiş, fakat Yüksek 4.Ceza Dairesi’nin 15.5.2014 tarih, 2014/16678 esas ve 2014/16948 karar sayılı ilamı ile temyiz dilekçesinin süresinde verilmediği gerekçe gösterilerek, temyiz isteğinin reddine karar verilmiş ise de;
Sanığın dosyada mevcut 25.8.2014 havale tarihli dilekçe ile bu karara itiraz edilmesi isteminde bulunduğu anlaşılmakla; yapılan incelemede; hükmün sanığın gıyabında verildiği, sanık adına çıkarılan gerekçeli kararın 25.8.2009 tarihinde Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edildiği ve sanık tarafından 11.9.2009 havale tarihli dilekçe ile temyiz talebinde bulunulduğu dosya kapsamı ile sabittir.
Bilindiği üzere, adli tatilde tebligat süreleri 1412 Sayılı CMUK.nun 423 ve 5271 sayılı CMK.nun 331.maddelerinde düzenlenmiştir. Bu kanunlar ile 14.2.1934 tarih ve 47/1 sayılı içtihadı birleştirme kararında, adli tatil içerisinde yapılan tebligatların geçerli olacağı ve fakat sürelerin işlemeyeceği kabul edilmiştir. 5271 Sayılı CMK.nun 331.maddesinin 8.8.2011 tarih ve 650 Sayılı KHK.nın 27.maddesi ile değiştirilmesinden önceki hükmüne göre, 2009 yılı itibariyle 1 Ağustos- 5 Eylül tarihleri arası adli tatil olup, gerekçeli kararın 25.8.2009 tarihinde adli tatil içerisinde Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca sanığa tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında; bir haftalık temyiz süresinin adli tatilin sona erdiği 5 Eylül 2009 tarihinden itibaren başlayacağı dolayısıyla, sanığın 11.9.2009 havale tarihli temyiz dilekçesinin süresinde verildiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Bu itibarla, temyiz isteğinin reddine ilişkin karar isabetli olmadığından, dosyanın esastan incelenebilmesi için itiraz yoluna başvurulması zorunlu görülmüştür.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
6352 Sayılı Kanunun 99.maddesi ile 5271 Sayılı CMK.nun 308.maddesine eklenen 2.fıkra uyarınca, İTİRAZIN KABULÜ ile, Yüksek Dairenizin 15.5.2014 tarih, 2014/16678 esas ve 2014/16948 karar sayılı temyiz isteğinin REDDİNE ilişkin kararı kaldırılarak, sanık hakkında Üsküdar 3.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 29.7.2009 tarih, 2007/400 esas ve 2009/264 karar sayılı mahkumiyet hükmünün esastan temyiz incelemesi yapılması suretiyle tebliğnamedeki düşünce doğrultusunda BOZULMASI,
İtirazın kabul edilmemesi halinde ise, 6352 Sayılı Kanun’un 99.maddesi ile 5271 Sayılı CMK.nun 308. Maddesine eklenen 3.fıkra uyarınca dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE karar verilmesi itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, hakaret suçundan, sanık N.. S.. hakkında verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteminin, süre itibariyle reddine dair, Dairemizin 15/05/2014 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın temyizin süresinde olduğu yönündeki itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.09.2014 gün ve 2013/544 Esas 2014/385 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, adlî tatilde görülemeyen davalarla ilgili kararların, adlî tatile rastlayan dönemde tebliği geçerli olmakla birlikte, tatilde süre işlemeyeceği için, bu durumda süre adlî tatilin bitiminden itibaren başlayacağından, temyizin süresinde olduğu anlaşılmakla,
Dairemizce verilen 15.05.2014 tarih ve 2014/16678 Esas 2014/16948 Karar sayılı RET KARARININ KALDIRILMASINA,
İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.07.2009 tarih ve 2007/400 Esas 2009/264 Karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre TCK’nın 51. maddesinin uygulanmamasına yönelik gerekçenin yeterli bulunması karşısında tebliğnamede bu hususa yönelen düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
TCK’da hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü hallerde öncelikle hapis ya da adli para cezasının neden seçildiği kanuni ve yeterli gerekçe gösterilerek açıklanmalı, daha sonra da alt ve üst sınırlar arasında kanuni ve yeterli gerekçe gösterilerek temel ceza belirlenmeli, TCK’nın 3. maddesinde yer alan “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” ilkesi de gözetilmelidir.
Her ne kadar TCK’nın 125/3. maddesinde hapis cezasının alt sınırının 1 yıldan az olamayacağı düzenlenmiş ise de, bu düzenlemenin temel cezanın adli para cezası olarak seçilmesine engel olmayacağı gözönünde bulundurulmadan ve geçmiş mahkumiyeti bulunmayan sanık hakkında yeterli gerekçe gösterilmeden temel ceza olarak hapis cezası tercihi,
Kanuna aykırı ve sanık N.. S..’ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.