Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2014/5293 E. 2014/26578 K. 22.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/5293
KARAR NO : 2014/26578
KARAR TARİHİ : 22.09.2014

Tebliğname No : 5 – 2012/71077
MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 20/12/2011
NUMARASI : 2011/682 (E) ve 2011/753 (K)
SUÇ : Tefecilik

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 41. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun oluşumu için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup. 01.06.2005 tarihinden önce işlenip 2279 sayılı Kanunun 2520 sayılı Kanun ile değişik 17. maddesinde düzenlenen suçta olduğu gibi ödünç para verme işinin meslek haline getirilip birden fazla kişiye sürekli ve sistemli biçimde ödünç para verilerek çıkar sağlanmasına gerek yoktur. Sırf hareket suçu niteliğinde olan tefecilik suçu, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verildiğinde oluşur. Hukuka aykırı şekilde faiz karşılığı borç para alan kişi suçun mağduru veya doğrudan zarar göreni olarak kabul edilmemektedir. Mütemadi suç olmadığından, kazanç elde etmek amacıyla değişik zamanlarda ödünç para verilmesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Zincirleme suç, bünyesinde birbirinden bağımsız birden fazla suç barındırmasına karşın, 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi gereğince cezalandırma açısından tek suç sayılmakta, bir cezaya hükmolunarak artırım yapılmaktadır. Ancak koşullarının oluşması halinde zamanaşımı, af, şikayetten vazgeçme gibi hukuki kurumların uygulanması açısından zincirleme suçu oluşturan her bir suçun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; H.. M..’nun, çalıştığı kurumda yapılan soruşturmada 2005 yılında, okulların açıldığı zamanda sanık C.. Ç..’den faiz karşılığı borç aldığını, aynı yılın Ağustos ya da Eylül ayında ise M.. B.. D..’nun sanıktan faizle borç aldığını ifade etmesine karşın, daha sonradan ifadesinden döndüğü, M.. B.. D..’nun ise soruşturma aşamasında 2005 yılı Mayıs ayında, kendini Ş.. P.. olarak tanıtan S.. B.. olarak teşhis edilen sanıktan faiz karşılığında borç aldığını ileri sürmesi, tanık A.. Ç..’ın 07.02.2006 tarihinde çalıştığı kurum müfettişine verdiği ifadesinde, 8 ay kadar önce sanık C.. Ç..’den faizle borç aldığını, bunu ödedikten 4 ay sonra tekrar borç aldığını söylemesi,Tanık Z.. K..’ın çalıştığı kurumda yapılan soruşturmada 2005 yılı Ekim ayında Ş.. P.. olarak tanıtılan kişiden faizle borç aldığını ifade etmesi, tanık H.. M..’nun anlatımı doğrulaması, ancak tanık Z..’in anlatımının iddianamede yer almaması, tanıklar A.. Ç.. ve M.. B.. D..’nun duruşmada dinlenmemiş olması karşısında; tanık Z.. K..’ın anlatımları nedeniyle Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulması, açılması halinde davaların birleştirilmesi, tanıklar A.. Ç.. ve M.. B.. D.. dinlenerek faizle para alıp almadıkları sorulup, para almışlarsa aldıkları tarih tespit edilerek, anlatımlar arasında oluşabilecek çelişkiler giderilmeye çalışıldıktan sonra 01.06.2005 tarihinden önce gerçekleşen faizle borç verme eylemleri zamanaşımına uğradığından düşme kararı, 01.06.2005 tarihinden sonra gerçekleştiği ileri sürülen eylemler hakkında ise 5237 sayılı TCK’nın 241 ve şartları oluştuğu takdirde 43/l. maddeleri gereğince hüküm kurulması gerekirken, suç tarihleri şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilmeden, 2279 sayılı Kanun’a aykırılıktan hüküm kurulması,
2-Kabule göre de; 2279 sayılı Kanunun 2520 sayılı Kanun ile değişik 17. maddesinde düzenlenen suçta, ödünç para verme işinin meslek haline getirilerek birden fazla kişiye sürekli ve sistemli biçimde ödünç para verme eyleminin, bünyesinde teselsülü de barındırmasına karşın sanık C.. Ç.. hakkında 765 sayılı TCK’nın 80. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi.
Kanuna aykırı ve sanıklar C.. Ç.. ve S.. B.. müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşüncenin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 22/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.