Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2014/53638 E. 2015/28504 K. 07.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/53638
KARAR NO : 2015/28504
KARAR TARİHİ : 07.05.2015

Tebliğname No : KYB – 2014/392241

Tehdit ve kasten yaralama suçlarından sanık T.. A..’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a, 86/2 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 3 ay 10 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/01/2014 tarihli ve 2012/586 esas, 2014/13 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/08/2014 tarihli ve 2014/1114 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/12/2014 gün ve 392241 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.

İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, 25/07/2010 tarihli ve 27652 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin 6. fıkrasına son cümle olarak eklenen “Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanık Tank Albar’a hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini kabul edip etmediği sorulmadığı nazara alındığında, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Tehdit ve kasten yaralama suçlarından sanık T.. A.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/01/2014 tarihli kararı ile, her iki suç için ayrı ayrı hapis cezasıyla cezalandırılmasına, koşulları oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanık müdafiinin karara itirazı üzerine, merci İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/08/2014 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verildiği, kesin olan bu karara karşı sanığa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediğinin sorulmadığı gerekçesiyle, kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını itiraz üzerine inceleyerek onaylayan merci kararının, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:

5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
– Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
– Suçun CMK’nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
– Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
– Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının olmaması,
– Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/02/2010 tarih ve 4/253-28 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesi, objektif koşulların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, sanığın kabulü, zararın giderilmesi) varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re’sen değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanmalıdır.

İnceleme konusu somut olayda; sanık T.. A.. hakkında tehdit ve kasten yaralama suçlarından hapis cezası verildiği, sanığın suç tarihi itibariyle adli sicil kaydının bulunmadığı ve tehdit suçunun somut zarar suçu olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak hükümden önce 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının son cümlesinde yer alan, “sanığın kabul etmemesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez” hükmü uyarınca, sanıktan bu kurumun uygulanmasını kabul edip etmediği sorulmadan, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi ve sanık müdafiinin karara itiraz etmesi nedeniyle, itiraz merciince itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.

IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

1- İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/08/2014 tarihli ve 2014/1114 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

2- Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına,

3- İtiraz incelemesi yapılırken yaralama suçu yönünden mağdur A.. K..’ın şikayetçi olmadığının göz önünde bulundurulmasına, 07/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.