Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2015/22474 E. 2015/37727 K. 12.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/22474
KARAR NO : 2015/37727
KARAR TARİHİ : 12.11.2015

Tebliğname No : KYB – 2015/32918

Tehdit suçundan sanık Y.. Ö..’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-(2.cümle), 62 ve 52. maddeleri uyarınca 1.000 TL. adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/07/2014 tarihli ve 2013/253 esas, 2014/366 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.02.2015 gün ve 32918 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, katılan 11/10/2012 havale tarihli ilk şikayet dilekçesinde sanığın eylemlerinin halen devam ettiğini beyan etmişse de, iddianamenin 14/06/2011 tarihinde meydana geldiği kabul edilen olaya ilişkin düzenlendiği, yargılamanın da bu olaya dair yürütülüp hüküm kurulduğu ve zincirleme suçtan da bahsedilmediği cihetle, katılanın 6 aylık kanuni şikayet süresinden sonra şikayet dilekçesi verdiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Şantaj suçundan sanık Y.. Ö.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/07/2014 tarihli kararı ile eylem sair tehdit kabul edilerek adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, tarafların yüzüne karşı verilen ve hüküm tarihi itibariyle kesin nitelikte olan bu karara karşı sanık müdafiinin talebi üzerine, 6 aylık şikayet süresinin geçmiş olmasına karşın bu husus gözetilmeden mahkumiyet hükmü kurulduğu gerekçesiyle, kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Kovuşturması şikayete bağlı olan sair tehdit suçunda, altı aylık hak düşürücü şikayet süresinin geçmiş olmasına karşın, mahkumiyet hükmü kurulmasına dair hukuka aykırılığa ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5237 sayılı TCK’nın 106/1-2. cümlesinde, “…malvarlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.”
Aynı Kanun’un 73. maddesinde, “(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.” hükümlerine yer verildiği,
5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrasında ise, “…Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir.” hükümleri düzenlenmiştir.
İncelenen dosyada; sanığın, müşteki icra müdürüne “onbeş bin lirayı bana ödeyin, eğer ödemezseniz sizi adliyeye rezil ederim” diyerek şantaj yaptığı iddiasıyla 5237 sayılı TCK’nın 107/2 maddesi uyarınca kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda mahkemece “sanığın suç tarihinde icra dosyasında hakkı olmadığı halde kendisine iddianamede belirtilen paranın ödenmesini şikayetçi icra müdüründen istediği, müştekinin de ödemeyi sıra cetveline göre yaptığını ve kendisine ödeme yapamayacağını beyan etmesi üzerine, bu kez “seni adliyeye rezil ederim” şeklinde beyanda bulunarak 5237 sayılı TCK’nın 106/1-2. cümlesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulduğu görülmektedir. Ancak sanığa isnad edilen sair tehdit suçu, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlardandır. Dolayısıyla bu suçtan kamu davası açılabilmesi için yetkili kişinin altı aylık şikayet süresi içerisinde merciine şikayette bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, katılan Kahraman Kurt’un, 11.10.2012 tarihli dilekçesiyle Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek sanık hakkında şikayetçi olduğu, dilekçede ve aşamalardaki ifadelere göre iddianame ve mahkeme kabulüne konu olan suçun suç tarihinin ise 14.06.2011 olarak belirtildiği görülmektedir. İddianameye konu sözlerin dosya kapsamı itibariyle şantaj suçunu oluşturmadığı ve sair tehdit olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu durumda suçun işlendiği tarih ile şikayet tarihi arasında altı aylık yasal hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gözetilerek, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken, mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Tehdit suçundan sanık Y.. Ö.. hakkında, Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/07/2014 tarihli ve 2013/253 esas, 2014/366 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Anılan Kanun maddesinin 4/d fıkrası uyarınca karardaki hukuka aykırılık, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle; sanık hakkında tehdit suçundan açılan kamu davasının, TCK’nın 73/1 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE,
3- Bu suçtan hükmolunan cezanın kaldırılmasına, 12.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.