YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/22481
KARAR NO : 2015/39729
KARAR TARİHİ : 10.12.2015
Tebliğname No : KYB – 2015/22033
Yaralama ve tehdit suçlarından sanık Serdar Göl’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 52/2 ve 106/2-a maddeleri uyarınca 3.600,00 TL. adli para ve 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın anılan Kanun’un 53/1-a,b,c,d ve e maddesindeki haklardan hapis cezasının tamamen infazına kadar, (c) maddesinde belirtilen haklardan koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına ve 2 yıl hapis cezasının mükerrirlerc özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair, İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/04/2011 tarihli ve 2010/201 esas. 2011/523 karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/01/2015 gün ve 22033 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/2. maddesinde yer alan “Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.” ve 3. fıkrasındaki “Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a, b, d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58/3. maddesinde yer alan, “Tekerrür hâlinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. maddesinde öngörülen seçimlik cezalardan hapis cezasının tercih edilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
İsabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Yaralama ve tehdit suçlarından sanık Serdar Göl hakkında yapılan yargılama sonucunda, İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/04/2011 tarihli kararıyla, TCK’nın 86/2, 86/3-a, 52/2 ve 106/2-a maddeleri uyarınca 3.600,00 TL. adli para ve 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK’nın 53/1. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarının ve TCK’nın 58/6-7. maddelerine göre tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, sanığın yokluğunda verilen kararın yöntemince tebliğinden sonra, sanık müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyizi, Dairemizin 17.06.2014 tarihli ve 2013/26548 esas, 2014/22031 sayılı kararı ile süre yönünden reddedilerek kararın kesinleştiği ve yine sanığın talebi üzerine kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
a- Tehdit suçundan verilen hapis cezasının sonucu olarak uygulanan TCK’nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluğuyla ilgili aynı Kanun maddesinin 3. fıkrasındaki sınırlandırıcı hükmün dikkate alınmamasına,
b- Yaralama suçundan, mükerrir olan sanık hakkında TCK’nın 58/3. maddesi uyarınca seçimlik cezalardan hapis cezasının seçilmesi gerektiğinin gözetilmemesine, dair hukuka aykırılıklara ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
1- Tehdit suçu yönünden verilen hak yoksunluklarının değerlendirilmesi,
5237 sayılı TCK’nın 53/3. maddesinde “Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz” hükmü yer almaktadır.
İnceleme konusu somut olayda; mahkemece tehdit suçundan hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesinin 3. fıkrası hükmü gözetilmeden, aynı Kanun maddesinin 1. fıkrasının (a), (b),(c), (d) ve (e) bendinde belirtilen haklarından cezanın tamamen infazına kadar yoksun bırakılmasına, hürriyeti bağlayıcı cezadan koşullu salıverilmesi halinde 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğunun kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir. Ancak mahkemenin TCK’nın 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğuyla ilgili, aynı Kanun maddesinin 3. fıkrasındaki sınırlandırıcı hükmün yalnızca “kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından”uygulanmayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
2- Yaralama suçundan, mükerrir olan sanık hakkında TCK’nın 58/3. maddesi uyarınca seçimlik cezalardan hapis cezasının seçilmesi gerektiğinin değerlendirilmesi,
TCK’nın 86/2. maddesinde “Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.” aynı Kanun’un “Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular” başlıklı 58. maddesinin 3. fıkrasında; “Tekerrür hâlinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur” düzenlemesine yer verilmiştir.
Buna göre, hapis ve adli para cezasının seçenek yaptırım olarak düzenlendiği suçlarda, hakimin takdir hakkı olmasına rağmen, sanığın mükerrir olması durumunda kanun koyucu hakime takdir hakkı bırakmamış, temel cezanın türünü bizzat kendisi belirlemiştir.
İncelenen dosyada; Yerel mahkemece, sanığın, mükerrir olması nedeniyle TCK’nın 58/3. maddesi gereği yaralama suçundan TCK’nın 86/2. maddesi uyarınca düzenlenen seçenek yaptırımlardan hapis cezası tercih ederek hüküm kurması gerekirken, adli para cezası seçilerek yaptırımın belirlenmesi hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Yaralama ve tehdit suçlarından sanık S.. G.. hakkında, İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/04/2011 tarihli ve 2010/201 esas. 2011/523 sayılı kararının, CMK’nın 309. maddesi uyarınca, ( 2 ) nolu kanun yararına bozma istemi yönünden aleyhe sonuç doğurmamak üzere, tehdit suçu yönünden BOZULMASINA,
2- Karardaki (1 nolu) hukuka aykırılık aynı Kanun maddesinin 4-d fıkrasına göre, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle, Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da gözetilerek, tehdit suçuna ilişkin hüküm fıkrasındaki TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımdan (b) ibaresi çıkartılmak ve “sanık hakkında TCK’nın 53/1-(c) maddesinde yer alan hak yoksunluğunun kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına” ibaresi eklenmesi biçiminde DÜZELTİLMESİNE,
3- Kararın diğer yönlerinin olduğu gibi bırakılmasına, 10.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.