Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2015/7062 E. 2015/29695 K. 22.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/7062
KARAR NO : 2015/29695
KARAR TARİHİ : 22.05.2015

Basit tehdit ve hakaret suçlarından sanık … 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle, 29, 125/2, 129, 62, 52/2, maddeleri gereğince 360 Türk lirası ve 600 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair, ..Sulh Ceza Mahkemesinin 27/11/2012 tarihli ve 2012/196 esas, 2012/1342 sayılı kararının,.. Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03/03/2015 gün ve 71459 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:

İstem yazılarında:
a- 05.09.2013 tarihli ilk tebliğnamede: “Dosya kapsamına göre, sanık ile müşteki arasında geçmiş görüşmelerin gizlice kayda alındığı anlaşılmakla buna dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulmasında isabet görülmemiştir.”
b- 03/03/2015 tarihli 2. tebliğnamede: Dosya kapsamına göre, sanık ile müşteki arasında kira sözleşmesi yapılarak ilk ayın ücretinin ödendiği, akabinde müştekinin sözleşmeden cayması üzerine taraflar arasında kira ücreti ve evrakların iadesi hususunda anlaşmazlık doğduğu, bu hususta yapılan görüşme sırasında sanığın müştekiye hitaben “sen terbiyesizlik ediyorsun ben bu nedenle yapma bak bu konuşmaları müdürüne dinleticem” şeklinde beyanda bulunduğu, yakınma ve eleştiri niteliğindeki bu sözlerin somut bir fiil ya da olgu isnat etmek şeklinde olmadığı gibi, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta sövme fiili olarak kabulünün de mümkün olmadığı, bahse konu sözlerin aynı zamanda müştekinin hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı veya sair bir kötülük iması da bulunmadığının anlaşılması karşısında, unsurları itibariyle oluşmayan atılı suçlardan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Tehdit ve hakaret suçlarından sanık …. hakkında yapılan yargılama sonucunda, .. Sulh Ceza Mahkemesinin 27/11/2012 tarihli kararıyla, her iki suç için adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yoklukta verilen ve hüküm tarihi itibariyle kesin nitelikte bulunan bu kararın infazı aşamasında, hükme esas alınan telefon görüşme kaydının yasal olmayan bir delil olduğu gerekçesiyle, ilgili kararın kanun yararına bozulması talep edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.09.2013 tarihli ilk istem yazısıyla Dairemize gönderilen dosyada, kanun yararına bozma istemine konu edilmeyen başka bir hukuka aykırılık tespit edildiğinden dosya … Bakanlığına iade edilmiştir. Belirtilen eksiklik giderilerek yeniden hazırlanan kanun yararına bozma istemi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/03/2015 tarihli 2. istem yazısıyla Dairemize gönderilmiştir.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

1-Telefon görüşmesi sırasında müşteki tarafından yapılan kayıt işleminin, ceza muhakemesinde delil olarak kullanılmasının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine,
2- Sanığın müştekiye söylediği kabul edilen, “sen terbiyesizlik ediyorsun ben bu nedenle yapma bak bu konuşmaları müdürüne dinleticem” şeklindeki sözlerinin, hakaret ve tehdit suçlarını oluşturup oluşturmadığının belirlenmesine ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:

… Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2012 tarihli iddianamesiyle sanık … hakkında, aralarında kira ilişkisi nedeniyle anlaşmazlık bulunan müştekiye telefon görüşmesi sırasında tehdit ve hakarette bulunduğu iddiasıyla dava açılmıştır. İddianamede suç teşkil eden eylemlerin anlatılışı incelendiğinde; “Şüphelinin olay tarihinde evini kiralamak isteyen müşteki ile evin kiralanması hususunda anlaştıkları ve aralarındaki anlaşma uyarınca aylık kira bedelleri üzerinden 11 adet senet alarak evin anahtarlarını teslim ettikten sonra müştekinin evi kiralamaktan vazgeçmesi üzerine aralarında yaptıkları telefon görüşmesi sırasında müştekiye ‘sen terbiyesizlik ediyorsun ben bu nedenle yapma bak bu konuşmaları müdürüne dinleticem’ gibi sözlerle basit tehdit ve hakarette bulunduğu” şeklindeki anlatıma yer verildiği görülmektedir.

Yapılan yargılama sırasında mahkemece, müştekinin telefon görüşmesi sırasında yaptığı kaydın çözümünün yaptırıldığı, bu çözüm tutanağında da olayın iddianamede anlatıldığı gibi gerçekleştiği, iddianamede yer verilen sözlerin dışında hakaret ve tehdit oluşturan başkaca bir ibarenin bulunmadığı görülmektedir.

5237 sayılı TCK’nın “hakaret” başlıklı 125. maddesinde; “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.” hükmüne yer verildiği,

Aynı Kanunun tehdit suçuna ilişkin 106/1. maddesinde ise; “Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.” hükmü düzenlenmiştir.

Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.

Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nisbi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
Benzer şekilde muhatabı üzerinde korku oluşturmayı amaçlayan tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Bireylerin Anayasal ve yasal haklarının takibi çerçevesinde, ilgili mercilere müracaat haklarını kullanma isteklerinin ortaya konulması şeklinde tezahür eden düşünce açıklamaları, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre tehdit olarak değerlendirilmemektedir.

İnceleme konusu somut olayda; sanık ile müşteki arasında kira sözleşmesi yapılarak ilk ayın ücretinin ödendiği, akabinde müştekinin sözleşmeden cayması üzerine taraflar arasında kira ücreti ve evrakın iadesi hususunda anlaşmazlık doğduğu, bu hususta yapılan görüşme sırasında sanığın, müştekiye hitaben ‘sen terbiyesizlik ediyorsun ben bu nedenle yapma bak bu konuşmaları müdürüne dinleticem’ şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bu sözler hükme esas alınarak sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından hüküm kurulmuştur.

Ancak iddianameye konu edilen bu görüşme öncesinde, taraflar arasında yaşanan ve dosyaya yansıyan bir takım olumsuzluklara işaret eden yakınma, şikayet ve eleştiri niteliğindeki bu sözlerin, somut bir fiil ya da olgu isnat etmek şeklinde olmadığı gibi, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta sövme fiili olarak kabulü de mümkün değildir. Aynı zamanda müştekinin hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı veya sair bir kötülük iması da bulunmamaktadır. Bu nedenle iddianamede anlatılan bu eylemlerin suç teşkil etmemesi karşısında, sanığın her iki suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır.

IV- Sonuç ve Karar:

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,

1- Tehdit ve hakaret suçlarından sanık …. hakkında, … Sulh Ceza Mahkemesinin 27/11/2012 tarihli ve 2012/196 esas, 2012/1342 karar sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

2- Hükümdeki hukuka aykırılık sanığa verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, anılan Kanun maddesinin 4-d fıkrası gereğince, sanığın tehdit ve hakaret suçlarından BERAATİNE,

3- Hükmolunan cezaların çektirilmemesine,

4- Bozma kararının niteliğine göre (1) nolu kanun yararına bozma isteminin incelenmesine yer olmadığına, 22.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.