YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9703
KARAR NO : 2019/13053
KARAR TARİHİ : 10.07.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanığa yükletilen yaralama eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anayasa Mahkemesi’nin karar tarihinden sonra 24/11/2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı, TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararın uygulanma süresi ve şeklinin Kanunda öngörülen biçimde infaz aşamasında gözetilebileceği,
Anlaşıldığından sanık … müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2-Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyizine gelince;
Tehdit suçunun nitelikli hali olan silahla tehdidin kabulü için, silahın, tehdit suçunda bizzat mağdura yönelik olarak görüp hissedilebileceği ve mağdurun üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhiri veya kullanılması gerekir. Mağdurun yokluğunda gerçekleştirilen tehdit eyleminin, silahla tehdit suçunu oluşturabilmesi bakımından, silahın, mağdurun evi, arabası gibi daimi kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler oluşturacak veya başka biçimede ve bu suretle tehdidin mağdurun üzerinde meydana getirdiği korkunun etkisini artıracak tarzda kullanılması icap eder.
Bu itibarla, mağdurun yokluğunda gerçekleşen tehdit eyleminde, salt silah teşhir edilmiş olması, suçun nitelikli halinin oluşumu için yeterli sayılamayacaktır.
Yargılamaya konu somut olayda, sanığın, müşteki …’ın iş yerine giderek rastgele ateş etmesi neticesi iş yerinin kapı ve camlarının hasar gördüğünün tespiti karşısında; sanığın eyleminin, müşteki …’a yönelik olarakda TCK’nın 106/2-a maddesinde düzenlenen silahla tehdit suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiş, başkaca nedenler de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a-Sanığın kendisine ait iş yerinde çalışmadan ayrılan …’ın müşteki …’a ait iş yerinde çalışmasına sinirlenerek olay günü müşteki Ahmet’in iş yerine gittiği, burada müşteki Ahmet’ in bulunmayıp, işyeri çalışanları müştekiler … ve …’ın bulunduğu, sanığın iş yeri önünde elindeki av tüfeği ile rastgele ateş ettiği, müştekilerden …’ nın kendisine engel olmasına sinirlenerek tekrar ateş ettiği iddia ve kabul olunan olayda; sanığın eyleminin müştekilere karşı aynı suç işleme kararı kapsamında tek fiil ile gerçekleştirilmesi karşısında, TCK’nın 43/2. maddesi uyarınca cezanın artırılması gerektiği gözetilmeden, müşteki sayısınca hüküm kurularak fazla ceza tayini,
b-Sanığın soruşturma aşamasında müşteki … ile olay öncesi … isimli bayanın iş yerinde çalışması hususunda konuştukları sırada müştekinin kendisine karşı küfürlü konuşmaları sebebiyle eylemi gerçekleştirdiğini savunması karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek sonucuna göre TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 günü, Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, tebliğnameye uygun olarak, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 10/07/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.