YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/8837
KARAR NO : 2020/8106
KARAR TARİHİ : 25.06.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanığın, tehdit suçunu uzlaşamaya tabi olmayan yaralama suçundan farklı zamanda işlendiği belirlenerek yapılan incelemede;
1-Sanık hakkında TCK’nın 86/2, 86/3-a maddesindeki yaralama suçu için hapis ya da adli para cezasının seçimlik olarak öngörülmesi ve tekerrür hükmünün uygulanmaması karşısında, hapis cezasının hangi gerekçelerle tercih edildiği açıklanmadan, doğrudan hapis cezası üzerinden hükümler kurulması
2-Sanığın aşamalarda 24/01/2014 günü eşi olan mağdur…’nun kendisine hakaretler edip eline geçirdiği cisimle yüzüne vurması üzerine kendisinin de ona vurduğunu savunması karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek sonucuna göre, mağdur…’na yönelik yaralama suçunda TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
3-02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
4-Sanığın sabıkasında görülen ilamın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olması, CMK’nın 231/8. maddesine 6545 sayılı Yasanın 72. maddesiyle “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” cümlesi eklenmiş ise de, adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ilamın kesinleşme tarihinin 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa’dan önce olması nedeniyle engel oluşturmaması karşısında, sanık hakkında “daha önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğu anlaşıldığından ve bu nedenlerle koşulları oluşmadığı” şeklindeki kanuni olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKÜMLERİN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.