YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1465
KARAR NO : 2020/14564
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Silahla tehdit, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre; sanık müdafii tarafından eski hale getirme isteminin yanı sıra temyiz isteminde de bulunduğu anlaşılmakla; CMK’nın 42. maddesi gereğince talep hakkında karar verme yetkisi Yargıtay’a ait olduğu belirlenerek sanığın yokluğunda verilen gerekçeli kararın, savunmasında bildirdiği aynı zamanda mernis adresi olan adreste daimi birlikte oturan yeğeni …’e tebliğ edildiği ancak mahkemece sonradan yapılan araştırmada sanığın yeğeni … ile birlikte aynı çatı altında ikamet etmedikleri, …’in başka bir adreste ikamet ettiğinin tespit edildiği, buna göre tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla öğrenme üzerine yapılan temyizin süresinde olduğu kabul edilerek dosya görüşüldü:
1)Sanığa yükletilen korku, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan dolayı verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı yalnızca itiraz yolu açık ve dolayısıyla yapılan başvurunun bu doğrultuda değerlendirilmesinin gerekli bulunduğu,
Anlaşıldığından, tebliğnameye uygun olarak, sanık … müdafiinin temyiz davası isteği hakkında bir KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2)Silahla tehdit suçundan verilen hükmün temyiz incelemesinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen silahla tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık … müdafiinin temyiz iddiaları yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca bu aykırılık, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, temyiz edilen karardan tebliğnameye uygun olarak “TCK’nın 53/1-b maddesinin uygulanmasına ilişkin kısım” çıkarılmak suretiyle HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02/11/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.