Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2017/19088 E. 2017/25790 K. 24.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/19088
KARAR NO : 2017/25790
KARAR TARİHİ : 24.11.2017

Hakaret, kasten yaralama ve tehdit suçlarından sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/4, 86/2, 106/2-c, 62/1 ve 52. maddesi gereğince 1.740,00 Türk Lirası, 2.000,00 Türk Lirası ve 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/12/2016 tarihli ve 2016/452 esas, 2016/1201 sayılı kararına karşı yapılan itiraz üzerine, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin mercii Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/03/2017 tarihli ve 2017/247 değişik iş sayılı kararı,
Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 19/09/2017 gün ve 94660652-105-33-3816-2017-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/10/2017 gün ve 2017/55219 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Mercii Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince, sanık tarafından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yapılan itiraz üzerine, söz konusu dilekçenin istinaf başvuru dilekçesi olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara itiraza ilişkin bir dilekçe olmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Kanun’un “Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma” başlıklı 264. maddesinin 1.fıkrasında yer alan “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanık tarafından Bölge Adliye Mahkemesine hitaben yazılı kararın istinaf yoluyla bozulması talebini içeren 26/12/2016 tarihli dilekçenin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara karşı itiraz dilekçesi olarak değerlendirilerek inceleme yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Hakaret, kasten yaralama ve tehdit suçlarından sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/4, 86/2, 106/2-c, 62/1 ve 52. maddesi gereğince 1.740,00 Türk Lirası, 2.000,00 Türk Lirası ve 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/12/2016 tarihli ve 2016/452 esas, 2016/1201 sayılı kararına karşı yapılan itiraz üzerine, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin mercii Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/03/2017 tarihli ve 2017/247 değişik iş sayılı kararının, “Mercii Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince, sanık tarafından hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yapılan itiraz üzerine, söz konusu dilekçenin istinaf başvuru dilekçesi olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara itiraza ilişkin bir dilekçe olmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun’un “Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma” başlıklı 264. maddesinin 1.fıkrasında yer alan”Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanık tarafından Bölge Adliye Mahkemesine hitaben yazılı kararın istinaf yoluyla bozulması talebini içeren 26/12/2016 tarihli dilekçenin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara karşı itiraz dilekçesi olarak değerlendirilerek inceleme yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği ” gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II-Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Mercii Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince, sanık tarafından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yapılan itiraz üzerine, söz konusu dilekçenin istinaf başvuru dilekçesi olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara itiraza ilişkin bir dilekçe olmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinde isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III-Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için, anılan maddenin 6. fıkrasında belirtilen objektif ve subjektif koşulların bulunması ve öncelikle sanığın isnad edilen suçu işlediğinin yapılan yargılama sonucu belirlenmesi gerekmektedir.
CMK’nın 231. maddesinin 12. fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yoluna başvurulabilecektir.
Olağan kanun yollarından olan itiraz, 5271 sayılı CMK’nun 267 ila 271. maddeleri, arasında düzenlenmiş olup “İtiraz olunabilecek kararlar” başlıklı 267. maddesinde; “Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir” şeklindeki düzenlemeye göre, kural olarak sadece hakim kararlarına karşı gidilebilecek olan itiraz yoluna, kanunlarda açıkça gösterilmiş olunması kaydıyla mahkeme kararlarına karşı da başvurulması mümkündür.
CMK’nın 270 ve 271. maddelerine göre, itiraz incelemesi kural olarak duruşmasız ve dosya üzerinden yapılacak, merci gerekli görürse Cumhuriyet savcısı, müdafii veya vekili de dinleyebilecektir. Bunun yanında merci, yazı ile cevap verebilmesi için itiraz istemini Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilecek, kendisi de inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılması konusunda emir de verebilecektir.
CMK’nın itirazla ilgili yukarıda yer verilen maddelerinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazın yalnızca şekil yönünden inceleneceği, esasın inceleme dışı bırakılacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 22/01/2013 tarih ve 2012/10-534 esas, 2013/15 sayılı kararında; “İtiraz mercii, o yer Cumhuriyet savcısının suç vasfına yönelik aleyhe başvurusu üzerine incelemesini sadece şekli olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapmalı, gerekli gördüğünde cevap vermesi için itirazı sanık müdafiine tebliğ etmeli ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiini dinlemeli, yine ihtiyaç duyduğu konular varsa gerekli araştırma ve incelemeyi yapmalı ya da bunların yapılmasını sağlamalı ve bunun sonucunda da TCK’nun 191/2. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının isabetli olup olmadığına karar vermelidir.” şeklindeki gerekçesiyle itirazın hem maddi hem hukuki yönden ele alınması ve her yönden hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
CMK’nın kanun yolunun belirlenmesinde yanılma başlıklı 264. maddesi “(1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz. (2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir.” biçimindedir.
İncelenen dosyada;
Hakaret, kasten yaralama ve tehdit suçlarından sanık … hakkında Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/12/2016 tarihli ve 2016/452 esas, 2016/1201 karar sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama neticesinde, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/4, 86/2, 106/2-c, 62/1 ve 52. maddesi gereğince 1.740,00 Türk Lirası, 2.000,00 Türk Lirası ve 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın 26/12/2016 havale tarihli dilekçesiyle, anılan kararın istinaf yoluyla bozulması talebinde bulunduğu, mercii Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/03/2017 tarihli ve 2017/247 değişik iş sayılı kararıyla, “dosya kapsamında sanığa ait hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itirazına ilişkin dilekçenin olmadığı” biçimindeki gerekçeyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, kararın kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılmanın, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağının, sanık … hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar kurulduğunun ve bu karara yönelik sanığın 26/12/2016 tarihli dilekçesinin itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, mercii Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından itirazla ilgili bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, “dosya kapsamında sanığa ait hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itirazına ilişkin dilekçenin olmadığı” biçimindeki gerekçeyle, karar verilmesine yer olmadığına dair karar kurulmasına ilişkin, 10/03/2017 tarihli ve 2017/247 değişik iş sayılı kararında isabet bulunmamaktadır.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden mercii Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/03/2017 tarihli ve 2017/247 değişik iş sayı ile verilip kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, sonraki işlemlerin, CMK’nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde merci mahkemesince yerine getirilmesine, 24/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.