Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2018/3639 E. 2021/21732 K. 15.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/3639
KARAR NO : 2021/21732
KARAR TARİHİ : 15.09.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KATILAN SANIKLAR : …, …
SUÇLAR : Tehdit, kasten yaralama, hakaret
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık …, sanık … müdafisi, katılan sanıklar müdafileri
K A R A R

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanık …’a yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
2-Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan, sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan beraat hükümlerinin de, usul ve Kanuna uygun olduğu,
Anlaşıldığından, sanık …, katılanlar …, … vekillerinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
3-Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde ise;
a-Sanık … hakkında tehdit ve hakaret suçlarından kurulan hüküm açısından, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen, 18/11/2014 gün ve 2013/663 E – 498 K sayılı ilamında belirtildiği gibi;
Hakaret ve tehdit suçlarının farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin ve tehdidin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret ve tehdit içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir. Aksine, şekli bir yorum ve bakış açısıyla bu bütünlük görmezlikten gelinerek, her bir mağdura yönelik hareketin bağımsız birer fiili oluşturduğunun kabul edilmesi ve gerçek içtima hükümlerinin uygulanması halinde, cezalandırmada adaletsizliğe yol açılacağı gibi “fiilin hukuki anlamda tekliği” prensibine de aykırı davranılmış olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın 19.40 sıralarında katılan …’ün dükkanının önüne gelerek iş yerini kapattıracağını söyleyerek sinkaflı hakaret edip öldürmekle tehdit ettiği, olayın hemen sonrasında kolluk görevlileri tarafından polis merkezine götürüldüğü, polis merkezinin bahçesinde ise, katılanlar … ve …’a hitaben fırınlarını yakacağını söyleyerek sinkaflı hakaret edip öldürmekle tehdit ettiği olayda, sanığın bir katılana yönelik hareketlerinin aynı yer ve zamanda, aynı suç işleme kararıyla, birbirini takip eden söz ve davranışlarla gerçekleşmesi nazara alındığında, hukuken bir bütün halinde tek bir hakaret fiilini oluşturduğu anlaşıldığından, buna bağlı olarak da tek fiille birden çok katılana karşı hakaret ve tehdit suçlarını işleyen sanık hakkında zincirleme suç hükümleri gereği hakaret ve tehdit suçlarından bir kez ceza verilip, bu cezanın 5237 sayılı Kanun’un 43/2. maddesi uyarınca arttırılması gerekirken, yazılı şekilde hükümler kurulması,
b-Sanıklar …, … ve …’nın tekerrüre esas sabıkaları bulunmamasına rağmen, hakaret suçundan kurulan hükümlerde, “sanıkların mükerrir oldukları” şeklindeki yerinde olmayan gerekçe ile seçimlik cezalardan hapis cezasının tercih edilmesi,
c-Sanık …’nın hakaret eyleminin yalnızca katılan …’e yönelik olması karşısında; sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükümde TCK’nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
ç-Kabule göre ise; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi, sanıklara isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunması, hakaret suçunun ise, suç tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK’nın 253/3-son cümlesi uyarınca tehditle birlikte işlenmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında bulunmadığının anlaşılması ve yeni düzenleme karşısında, hakaret suçu yönünden de uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ve … müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, tebliğnamaye uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.