Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2019/2664 E. 2019/9617 K. 22.05.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/2664
KARAR NO : 2019/9617
KARAR TARİHİ : 22.05.2019

Birden fazla kişi tarafından birlikte silahla tehdit suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a-c (2 kez) ve 62/1. maddeleri uyarınca iki kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2018 tarihli ve 2015/798 esas, 2018/171 sayılı kararının, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 26/03/2019 gün ve 94660652-105-07-1613-2019-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/04/2019 gün ve 2019/34799 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesince, sanık … ile diğer sanıklar … ve …’ün hep birlikte iki ayrı mağduru silahla tehdit ettiklerinden bahisle ayrı ayrı iki kez 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına karar verildiği, diğer sanıkların anılan karar hakkında istinaf yoluna başvurmaları üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından yeniden yapılan yargılama sonucunda, 21/11/2018 tarihli ve 2018/2254 esas, 2018/3456 sayılı karar ile “sanıkların aynı zaman dilimi içerisinde, aynı söz ve davranışlarla, aynı kasıt altında her iki mağdura yönelik tehdit eylemini gerçekleştirmiş olmaları nedeniyle, sanıkların iki ayrı tehdit suçundan değil, zincirleme birden çok kişiyle silahla tehdit suçundan cezalandırılmaları gerektiğinden” bahisle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve sanıkların 5237 sayılı Kanun’un 106/2-a-c, 43 ve 62. maddeleri gereğince 2 yıl 7 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına hükmedildiği nazara alındığında; anılan istinaf kararında belirtildiği üzere, sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp cezanın arttırılarak tayini gerektiği gözetilmeden her bir eylem için ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Birden fazla kişi tarafından birlikte silahla tehdit suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a-c (2 kez) ve 62/1. maddeleri uyarınca iki kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2018 tarihli ve 2015/798 esas, 2018/171 sayılı kararının, anılan istinaf kararında belirtildiği üzere, sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp cezanın arttırılarak tayini gerektiği gözetilmeden her bir eylem için ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Sanık … hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
19/01/2011 tarihli ve 27820 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 11/01/2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Bilinen Adreste Tebligat” başlıklı 10. Maddesi;
“Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.
(Ek fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./3.mad.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”
Biçiminde düzenlenmiştir.
Anılan Kanunu’nun “Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti” başlıklı 35. maddesi;
“Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
(Değişik fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
(Değişik fıkra: 19/03/2003 – 4829 S.K./11. md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
(Değişik fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır.
(Ek fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) Daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşı, yurt dışı adresini değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran mercie bildirmez, adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, bu kişinin yurt dışında daha önce tebligat yapılan adresine Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğunca 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır.” şeklindedir.
Tebligat Kanunu’nun 35. maddesinde yapılan bu değişiklikten önce, değiştirilen ikinci fıkra;
“(Değişik fıkra: 19/03/2003 – 4829 S.K./11. md.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.” şeklinde, dördüncü fıkra ise; ” (Ek fıkra: 06/06/1985 – 3220/12 md.) Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.” biçiminde düzenlenmiştir.
Tebligat Kanunu’nun “Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti” başlıklı 35/1. maddesinde “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kazai merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır” denildiği, 6099 sayılı Kanun’la değişik ikinci ve üçüncü fıkralarında ise, “Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilmediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra yapılan eski adrese çıkarılan tebliğler yeni muhataba yapılmış sayılır” hükümlerine yer verildiği; görüldüğü üzere, 6099 sayılı Kanun’la 7201 sayılı Kanun’un 35. maddenin birinci fıkrasında herhangi bir değişiklik yapılmadığı, bu yüzden yargı mercileri tarafından yürütülen faaliyetler sırasında, muhataba ilgili madde gereğince çıkarılan tebligattaki adrese daha önce tebliğle ulaşılmış olması ilgili maddenin uygulanmasının ön koşulunu oluşturmaktadır. Bu aşamadan sonra artık muhatap, yargı merciince bilinen adresini değiştirmesi halinde yapmış olduğu değişikliği yargı merciine bildirmek zorundadır.
Sonuç olarak mahkemece, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 ve 35. maddelerindeki düzenlemeler gözetilerek öncelikle muhatabın adres kayıt sistemine yazılı adresleri araştırılarak buradaki adreslerine tebligat yapılması sağlanmalıdır. Adres kayıt sisteminde adresleri bulunmadığı taktirde, adres araştırması yapılarak adres tespiti yoluna gidilmeli ve tespit edilecek adreslerine tebligat yapılmalıdır. Tüm bu araştırmalar ile de bir sonuca varılamadığı taktirde muhataba ilanen tebligat yapılmak suretiyle tebligat tamamlanmalıdır.
İncelenen dosyada;
Sanık …’ın, hakkında yürütülen soruşturma sırasında, “Teomanpaşa Mah. 2205 Sokak Çetiner Taşkın Apartmanı 62/11 Kepez/ ANTALYA ” adresini bildirdiği, mahkeme tarafından duruşma günü ve iddianamenin sanığın “Teomanpaşa Mah. 2205 Sokak Çetiner Taşkın Apartman 62/11 Muratpaşa/ANTALYA” adresine tebliğe çıkarıldığı, tebligatın bila tebliğ iade
edildiği, daha sonra sanık hakkında yakalama emri düzenlendiği, sanığın yakalanması üzerine alınan ifadesinde “Teomanpaşa Mah. 2205 Sokak Çetiner Taşkın Apartman 62/11 Muratpaşa/ ANTALYA” adresini beyan ettiği, yargılama neticesinde Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2018 tarihli ve 2015/798 esas, 2018/171 sayılı kararıyla sanığın, TCK’nın 106/2-a-c (2 kez) ve 62/1. maddeleri uyarınca iki kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın yokluğunda verilen kararın “Teomanpaşa Mah. 2205 Sokak Çetiner Taşkın Apartman 62/11 Muratpaşa/ ANTALYA” adresine tebliğe çıkarıldığı ancak tanınmadığından bahisle 18/05/2018 tarihinde iade edildiği, bunun üzerine gerekçeli kararın mahkemece aynı adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğe çıkarılıp 18/06/2018 tarihinde anılan madde uyarınca tebliğ edildiği, dosya içerisinde yer alan ve 14/07/2018 tarihinde UYAP sisteminden alınan, sanığa ait nüfus kayıt örneğinde sanığın yerleşim yeri adresinin olmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Tebligat Kanunu’nun “Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti” başlıklı 35/1. maddesinde “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kazai merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır” denildiği, 6099 sayılı Kanun’la değişik ikinci ve üçüncü fıkralarında ise, “Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilmediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra yapılan eski adrese çıkarılan tebliğler yeni muhataba yapılmış sayılır” hükümlerine yer verildiği; görüldüğü üzere, 6099 sayılı Kanun’la 7201 sayılı Kanun’un 35. maddenin birinci fıkrasında herhangi bir değişiklik yapılmadığı, bu yüzden yargı mercileri tarafından yürütülen faaliyetler sırasında, muhataba ilgili madde gereğince çıkarılan tebligattaki adrese daha önce tebliğle ulaşılmış olması ilgili maddenin uygulanmasının ön koşulunu oluşturmaktadır. Bu aşamadan sonra artık muhatap, yargı merciince bilinen adresini değiştirmesi halinde yapmış olduğu değişikliği yargı merciine bildirmek zorundadır. Bu açıklamalar karşısında; sanığın sorgusunda bildirdiği adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebliğ işlemi, aynı adrese daha önce usulüne uygun tebligat yapılamamış olması nedeniyle usulsüz bulunduğundan ve bu nedenle hükmün henüz kesinleşmediği anlaşıldığından, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna ancak, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde başvurulabilmesi hususu nazara alındığında, gerekçeli kararın, sanık …’a yöntemince tebliği, istinaf kanun yoluna başvurulması halinde gereğine tevessül edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulmaması halinde ise, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 26/03/2019 gün ve 94660652-105-07-1613-2019-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/04/2019 gün ve 2019/34799 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesine konu hukuka aykırılık açısından yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulması gerekmektedir.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1)Gerekçeli kararın, sanık …’a yöntemince tebliğinin sağlanması gerektiğinden, Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2018 tarihli ve 2015/798 esas, 2018/171 sayılı kararına yönelik, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN BU AŞAMADA REDDİNE,
2)Dosyanın, gerekçeli kararın sanık …’a yöntemince tebliği, istinaf kanun yoluna başvurulması halinde gereğine tevessül edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulmaması halinde ise, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 26/03/2019 gün ve 94660652-105-07-1613-2019-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/04/2019 gün ve 2019/34799 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesine konu hukuka aykırılık açısından yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulması için, mahalline gönderilmesine, sonraki işlemlerin, mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 22.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.