YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4510
KARAR NO : 2019/16184
KARAR TARİHİ : 17.10.2019
Tehdit suçlarından şüpheliler …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda, …Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22/08/2014 tarihli ve …. soruşturma, 2014/29937 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın, süresinde yapılmadığından bahisle inceleme yapılmasına yer olmadığına dair, mercii …3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 02/03/2015 tarihli ve….. değişik iş sayılı kararının, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 24/05/2019 gün ve ….. Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/06/2019 gün ve ….. sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daire’ye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, …Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22/08/2014 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, müştekinin doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince, 19/09/2014 günü tebliğ edildiği anlaşılmakta ise de, anılan Kanun’un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkânsızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda müştekiye yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı ve bu nedenle müştekinin 08/10/2014 havale tarihli itiraz dilekçesinin süresi içerisinde verilmiş olduğu gözetilmeden, itirazın esastan incelenmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan şüpheliler …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda, …Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22/08/2014 tarihli ve 2014/13955 soruşturma, 2014/29937 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın, süresinde yapılmadığından bahisle inceleme yapılmasına yer olmadığına dair, mercii …3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 02/03/2015 tarihli ve 2014/2736 değişik iş sayılı kararının, … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22/08/2014 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, müştekinin doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince,
19/09/2014 günü tebliğ edildiği anlaşılmakta ise de, anılan Kanun’un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkânsızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda müştekiye yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı ve bu nedenle müştekinin 08/10/2014 havale tarihli itiraz dilekçesinin süresi içerisinde verilmiş olduğu gözetilmeden, itirazın esastan incelenmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Tehdit suçlarından şüpheliler …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda, …Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22/08/2014 tarihli ve 2014/13955 soruşturma, 2014/29937 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın, süresinde yapılmadığından bahisle inceleme yapılmasına yer olmadığına dair, mercii …3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 02/03/2015 tarihli ve 2014/2736 değişik iş sayılı kararında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.” 2. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
CMK’nın 173. maddesi; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./71. md) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı
Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./26.mad) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu Madde hükmü uygulanmaz.
(6) (Değişik fıkra: 2/1/2017 – 680 S.K.H.K./11. md) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır.” biçimindedir.
Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanununun “soruşturma” başlıklı 2. kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli mahkemenin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
CMK’nın 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. CMK’nın 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.
CMK’nın 173. maddesinin 1. fıkrasında, suçtan zarar görenin, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, anılan karara itiraz edebileceği belirtilmiştir. CMK’nın “Tebligat Usulleri” başlıklı 37. maddesinin 1. fıkrasında, tebligatın, bu Kanunda belirtilen özel hükümler saklı kalmak koşuluyla, ilgili kanunda belirtilen hükümlere göre yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Süre tebellüğ ile birlikte işlemeye başlayacağından, tebligatın usulünce yapılıp yapılmadığı hususu önem arz etmektedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine göre tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği, en son adrese yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması, bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir.
İncelenen dosyada;
Şikayetçi … (İşler) tarafından, 28/02/2014 havale tarihli dilekçeyle, şüpheliler …, … ve … hakkında tehdit suçlarını işlediklerinden bahisle şikayette bulunulduğu, soruşturma neticesinde …Cumhuriyet Başsavcılığınca 22/08/2014 tarihli ve 2014/13955 soruşturma, 2014/29937 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği, anılan kararın adı geçen şikayetçinin 15.07.2014 tarihli savcılık ifadesinde belirtilen adrese MERNİS kaydı düşülerek tebliğe çıkartıldığı, muhatabın adreste tanınmadığı ve AKS’de de kayıt bulunduğu gerekçesiyle, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre 19/09/2014 tarihinde kararın tebliğ edildiği, şikayetçi tarafından 08/10/2014 havale tarihli dilekçeyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz edildiği, …3. Sulh Ceza Hakimliğinin 02/03/2015 tarihli ve 2014/2736 değişik iş sayılı kesin nitelikteki kararıyla “… kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın 19/09/2014 tarihinde tebliğ edildiği, buna göre 15 günlük itiraz süresi geçtikten sonra 08/10/2014 havale tarihli dilekçe ile itiraz edildiği…” biçimindeki gerekçeyle, itirazen inceleme yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, şikayetçinin 12.04.2019 tarihli talebi sonucunda ise mercii kararının kanun yararına bozma talebine konu edildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
CMK’nın 173. maddesinin birinci fıkrasında suçtan zarar görenin, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde itirazda bulunabileceğinin belirtilmesi, şikayetçinin bilinen en son adresi ile adres kayıt sistemindeki adres aynı olduğundan, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, savcılık tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanmasının gerekmesi karşısında, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın şikayetçi … …. )’a tebliği işlemini yasaya aykırı olduğu, bu nedenle adı geçen şikayetçinin süresi içerisinde itirazda bulunduğu gözetilip, itiraz esastan incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, şikayetçinin itirazının süresinde olmadığından bahisle, inceleme yapılmasına yer olmadığına dair …3. Sulh Ceza Hakimliğinin 02/03/2015 tarihli ve 2014/2736 değişik iş sayılı kararında isabet bulunmamaktadır.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, …3. Sulh Ceza Hakimliğinin 02/03/2015 tarihli ve…. değişik iş sayılı kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK’nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde merci mahkemesince yerine getirilmesine, 17/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.