YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7944
KARAR NO : 2019/19115
KARAR TARİHİ : 09.12.2019
Basit tehdit suçundan sanık …’un 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/02/2019 tarihli ve 2017/509 esas, 2019/120 sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 16/09/2019 gün ve 94660652-105-35-12597-2019-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 30/09/2019 gün ve 2019/93072 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
Dosya kapsamında bulunan adlî sicil kaydına göre, suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında tayin olunan 25 gün hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesindeki “daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca sanığın daha lehine olacak şekilde, aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Basit tehdit suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1-2. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/02/2019 tarihli ve 2017/509 esas, 2019/120 sayılı kararının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki 50/3. maddesi karşısında, dosya arasındaki sabıka kaydına göre atılı suçun işlendiği 05/01/2016 tarihinden önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan sanık hakkında hükmolunan 25 gün kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Basit tehdit suçundan sanık hakkında hükmolunan 25 gün hapis cezasının, TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca, aynı Kanunun 50/1. maddesinde belirtilen seçenek yaptırımlara çevrilmesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir..
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
İncelenen dosyada; sanık … hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 106/1-2.cümle maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davasının açıldığı, yargılama neticesinde İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/02/2019 tarihli ve 2017/509 esas, 2019/120 sayılı kararıyla, sanığın katılana yönelik tehdit eylemi nedeniyle TCK’nın106/1-2. cümle ve 62/1. maddeleri uyarınca 25 gün hapis cezası cezalandırılmasına karar verildiği, sanık …’un yargılama sırasında adresini “İslice mah. Der sk. Alakent Dersanesi karşısı Köşem Büfe Merkez/UŞAK” olarak bildirdiği, gerekçeli kararın sanık yönünden Mernis şerhiyle sanığın “Atatürk Mah. 201/5 Sk. No:4 İç Kapı No:2 Buca/İZMİR” adresine gönderildiği, adresin kapalı olması nedeniyle, 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırılarak, tebligatın muhtara teslim edildiği, böylelikle tehdit suçundan kurulan hükmün 11/04/2019 tarihi itibariyle kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine göre tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması, bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık … hakkında yapılan yargılama neticesinde verilen gerekçeli kararın sanığın mahkemede bildirdiği son adres yerine, MERNİS adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca 03/04/2019 tarihinde tebliğ edilmesi karşısında, gerekçeli kararın sanığa yöntemince tebliğ edilmediği, bu suretle de kararın usulünce kesinleşmediği anlaşıldığından, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna ancak, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde başvurulabilmesi hususu nazara alındığında, gerekçeli kararın, sanık …’a yöntemince tebliği, istinaf kanun yoluna başvurulması halinde gereğine tevessül edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulmaması halinde ise, 16/09/2019 gün ve 94660652-105-35-12597-2019-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 30/09/2019 gün ve 2019/93072 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesine konu hukuka aykırılık açısından yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulması gerekmektedir.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1)Gerekçeli kararın, sanık …’a yöntemince tebliğinin sağlanması gerektiğinden, İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/02/2019 tarihli ve 2017/509 esas, 2019/120 sayılı kararına yönelik, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN BU AŞAMADA REDDİNE,
2)Dosyanın, gerekçeli kararın sanık …’a yöntemince tebliğ edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulması halinde gereğine tevessül edilmesi, istinaf kanun yoluna başvurulmaması halinde ise, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 16/09/2019 gün ve 94660652-105-35-12597-2019-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/09/2019 gün ve 2019/93072 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesine konu hukuka aykırılık açısından yeniden kanun yararına bozma talebinde bulunulması için, mahalline gönderilmesine, sonraki işlemlerin, mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 09/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.