Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2020/27568 E. 2023/359 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/27568
KARAR NO : 2023/359
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2015/691 Esas, 2016/287 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve müsadereye karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın Temyiz Sebepleri
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, vesaire ilişkindir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz sebepleri
Sanığın eylemlerinin kül halinde tek bir suçu oluşturması nedeniyle sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağına, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın mağdura bıçak göstermek suretiyle tehdit ettiği, olay yerine gelmeden önce de telefonda “Ben oraya geliyorum, seni öldüreceğim bekle.” diyerek tehditte bulunması nedeniyle zincirleme suç hükümleri kapsamında tehdit suçunun oluştuğunun kabul edildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanığın ikrar içeren savunması, mağdur beyanı ve tüm dosya kapsamından, mağdurun, sanığın ablası olan tanık … ile aynı evde yaşadığı ve olay günü aralarında tartışma çıktığı, tartışmadan haberdar olan sanığın, tanık …’yi aradığı ve konuştukları sırada, mağdurun telefonu alması üzerine sanığın mağdura yönelik “Ben oraya geliyorum, seni öldüreceğim bekle.” dediği, akabinde ablasının evinin önünde karşılaştığı mağdura bıçak göstermek suretiyle tehditte bulunduğu anlaşılmakla, eylemlerin sübutuna yönelik Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup, O yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın, bozma sebepleri dışındaki temyiz sebepleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
A. Sanığın, tehdit eylemlerini kısa zaman aralığı içinde ve aynı suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirmiş olması nedeniyle eylemlerin bir bütün halinde tek fiil kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 43/1 inci maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
B. Sanığın savunmasında, mağdurla birlikte yaşayan ablası ile telefonda konuştuğu sırada mağdurun telefonu alıp kendisine hakaret ettiğini belirtmesi karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması; bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 Esas, 2002/367 Karar sayılı kararında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği hususu da dikkate alınıp, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Nedenleriyle bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2023 tarihinde karar verildi.