Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2020/27992 E. 2021/23353 K. 05.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/27992
KARAR NO : 2021/23353
KARAR TARİHİ : 05.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
1- Sanıklar hakkında düzenlenen iddianamede bahsedilen 8 ayrı olaydaki kaçakçılık eylemlerine ilişkin yakalama tutanakları ve diğer belgelerin dosya içinde aslı ya da onaylı örneklerinin bulunmadığı, sadece iddianame ve polis fezlekesinde bahsedildiği, bu olaylara ilişkin sanıkların bir kısmı hakkında ayrıca yine kaçakçılık suçundan yapılan soruşturmalara ait sadece iddianame ve gerekçeli kararların dosya içerisinde bulunduğu, bu dosyaların getirtilip incelenerek birleştirilmesi, birleştirme kararı verilmesinin mümkün olmadığı takdirde ise ilgili belgelerin onaylı suretlerinin denetime olanak verecek şekilde dosyaya konulup tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi, kaçakçılık suçundan da mükerrer yargılama olup olmadığı, eylemlerin TCK 43.madde kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığı da belirlenip sonucuna göre sanıkların suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kurulmuş olan örgüte üye olma ve 4733 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle hükümler kurulması,
2- TCK’nın 220. maddesinde tanımlanan “örgütün” varlığının kabul edilebilmesi için, hiyerarşik ilişki içinde olan en az üç kişiden teşekkül etmesi, örgütün yapısının sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan belirsiz sayıda suçları işlemeye elverişli bulunması, suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme ile işbirliği, eylemli paylaşım anlayışı içinde hareket etmesi ve bu amaçlar doğrultusunda faaliyette bulunup, “devamlılık” göstermesi gerekir.
Örgüt niteliği itibarıyla devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek amacı için bir araya gelmesi halinde, örgütten değil iştirak iradesinden söz edilebilecektir. Ancak, amaçlanan suçları işlemede kolaylık sağladığından, işlenmesi amaçlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olan örgütün varlığı için, amaç suçları işleme zorunluluğu olmadığı da dikkate alındığında, devamlılığın belirlenmesi noktasında yalnız amaç suçların sürekli bir şekilde işlenmesi değil, öncelikli olarak, amaç suçları sürekli biçimde işleme kararlılığının mevcut olup olmadığının araştırılması zorunludur.
Somut olayda, sanıklar arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir yapının bulunup bulunmadığı irdelenerek, nasıl bir organik ve hiyerarşik ilişki içerisinde, kim/kimlerin örgüt yöneticisi/kurucusu kimlerin de örgüt üyesi olduğu belirlenerek, fiilen bir araya gelerek amaçlanan suçları tam bir işbirliği ve eylem paylaşımı anlayışı çerçevesinde süreklilik ve devamlılık gösterecek şekilde işlediklerini gösterir delillerin hükümde açıkca gösterilmesi, bu delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yukarıdaki örgüt tanımının ne şekilde gerçekleştiği açıklanıp tartışılmadan sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve kurulmuş olan örgüte üye olma suçlarından mahkumiyet kararları verilmesi,
3-Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eylemlerinin 4733 sayılı Kanunun 8/4. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile 4733 sayılı Kanunun 8/4. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Kanunun 3/18. maddesi kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15/04/2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Kanun ile 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanunun ilgili hükümleri (5607 sayılı Kanunun 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22) somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nın 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanunun 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanuna eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
4- Suç tarihinin 17/10/2009-16/01/2010 olmasına karşın gerekçeli karar başlığına 13/10/2009 olarak yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, …, …, …, Kadafi İmrak, …, …, … müdafileri, sanık … (Karkuş) ve müdafisi, sanıklar …, …, … ve …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye kısmen aykırı olarak, başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 05/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.