YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/28223
KARAR NO : 2023/3798
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. …( Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 21.05.2013 tarihli ve 2012/140 Esas, 2013/46 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1. Hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına,
2. Tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına,
B. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu … Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile de (A) nolu bentte açıklanması geri bırakılan hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca aynen açıklanmasına karar verilerek sanık hakkında
1. Hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık, kızının muayene edilmesi için randevu almadan doktor olan katılanın çalıştığı polikliniğe geldiği, sanığa başka bir güne randevu verebileceğinin söylemesi üzerine bu duruma sinirlenen sanığın, katılana “Senin kafanı ezerim, adam mısınız, terbiyesizler.” diyerek tehdit ve hakaretlerde bulunduğunu iddia edildiği olayda;
1. Sanığın soruşturma aşamasında suçlamayı reddettiği, kovuşturma aşamasında ise ” … ben de elimi kaldırdım, ben de sinirle bir kaç kelime … hanıma söyledim, ancak o sinirle kelimelerin içeriğini tam olarak hatırlamıyorum, ancak çok iyi sözler söylemedim. Çünkü asabi bir yapıya sahibim, eğer iddianamede geçen sözleri söylediysem de kendisinden özür dilerim, bu olaydan dolayı çok pişmanım.” şeklinde savunmada bulunduğu,
2. Katılanın aşamalarda benzer beyanlarda bulunduğu,
3. Hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında dinlenen tanıklar … ve …’nın iddiayı doğrular yönde beyanda bulundukları,
Tespit edilmiştir.
4. Yerel Mahkemece, “Sanığın olay tarihinde katılana hitaben ‘niye randevu vermiyorsunuz, terbiyesiz, gözünü kırarım.” gibi beyanlarda bulunduğunu, mahkememizce tanık sıfatıyla dinlenen tanık …’nın gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında özetle; olay tarihinde sanığın katılana hitaben “Senin kafanı ezerim, adammısınız, terbiyesizler.” şeklinde beyanlarda bulunduğunu belirtiği, her ne kadar sanığın soruşturma aşamasında alınan beyanlarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmişse de kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında katılana hitaben o anki sinirle kelimelerinin içeriğini tam olarak hatırlayamadığı bir kaç kelime söylediğini kabul ettiği anlaşılmış olup, şikayetçi ve tanık beyanlarının birbirine uyumlu olması, hayatın olağan akışına uygun olması ve sanığın da kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında üzerine atılı suçlamayı kaçamaklı olarak kabul ettiği mahkememizce değerlendirilerek dosya kapsamına göre sanığın kamu görevi yapan katılana karşı kamu görevini yaptığı bir sırada “senin kafanı gözünü ezerim, kırarım” şeklindeki beyanlarına istinaden üzerine atılı tehdit suçunu işlediği, “adammısınız, terbiyesiz” şeklindeki beyanlarına istinaden üzerine atılı hakaret suçunu işlediği kabul edilerek atılı suçlardan mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
Katılanın beyanı ve bu beyanını destekleyen tanık anlatımları karşısında; sanık lehine haksız tahrik koşullarının somut olayda oluşmadığı anlaşıldığından, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sair Yönlerden
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir;
Ancak,
1. 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca, sanık tarafından denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, duruşma açılıp, sanığın duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam edilerek hükmün açıklanacağına ilişkin meşruhatlı davetiye ile duruşmadan haberdar edilerek savunması alındıktan sonra, hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği; ancak sanığa duruşmaya davet için gönderilen ihtarlı tebligatın, en son bildirdiği adres ile aynı olan MERNİS adresine doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapıldığı, bu nedenle tebliğin usulsüz olduğu anlaşılmakla; sanık hakkında hükmün açıklanması ile mahkumiyet kararı verilmek suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Correia de Matos/Portekiz, No: 48188/99, 15.11.2001; Foucher/Fransa, No: 22209/93, 18.03.1997, P. 36) kararlarında belirtildiği üzere sanığa kendini savunma hakkının tanınmaması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6 ıncı maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesine ve 5271 sayılı Kanun’un 193 üncü maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2. Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Olay günü sanığın, katılana söylediği iddia ve kabul edilen “Adam mısınız, terbiyesizler.” şeklindeki sözlerin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyet hükmü kurulması,
3. (2) nolu bozma sebebine uyulması durumunda tehdit suçu yönünden; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 Kanun’un 2 ve 7 inci maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
4. 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5217 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde “basit yargılama usulü” düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan ”hükme bağlanmı” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin, 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 inci ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.