YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/28420
KARAR NO : 2023/233
KARAR TARİHİ : 16.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … Asliye Ceza Mahkemesinin 20.09.2012 tarihli ve 2011/484 Esas, 2012/386 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ile 43, 29, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ve hak yoksunluklarına dair hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
B. Yerel Mahkemece sanık hakkında (A) bendinde belirtildiği şekliyle açıklanması geri bırakılan hüküm, sanığın denetim süresinde kasıtlı suç işlemesi sebebiyle açıklanarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ile 43, 29, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Tebliğnamede hükmün onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, katılanın dedesi olduğu, katılanın, sanığın evinde oturması ve sanığın rızası hilafına evi tahliye etmemesi sebebiyle aralarında husumet oluştuğu, bu sebeple 2010 yılının temmuz ayında sanık ve inceleme dışı sanık …’nin katılanın iş yerine gittiği ve burada katılanı birlikte ölümle tehdit ettikleri, 23.08.2010 tarihinde ise sanığın yeniden katılanın iş yerine geldiği ve katılanı ölümle tehdit ettiği, bu hususun tanıklar … ve …’nın beyanları, sanık ve inceleme dışı sanığın kaçamaklı savunmaları ile katılan tarafından olayın gerçekleştiği anda kayıt altına alındığı düşünülen ses kaydı neticesinde sübut bulduğu Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
(A) bendinde gösterilen gerekçe çerçevesinde Tebliğnamedeki onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.
A. Sanık ve inceleme dışı sanık …’nin aşamalarda katılanın yanına gittiklerini ancak tehdit etmediklerini belirterek suçlamaları kabul etmemeleri, tanıklar … ve …’nın tanıklıklarının 23.08.2010 tarihinde gerçekleşen tehdit eylemine ilişkin olması, 2010 yılının Temmuz ayında gerçekleştirildiği kabul edilen birlikte tehdit eylemine ilişkin herhangi bir tanık beyanının bulunmaması, dosyaya sunulan ve 2010 yılının Temmuz ayında gerçekleştiği iddia edilen olay anına ilişkin olduğu belirtilen ses kaydı içeriğinde yalnızca bir erkek sesinin mevcut oluşu ve bu ses kaydının da sanık … ve müdafii tarafından kabul edilmemesi karşısında, sanığın ses örnekleri alınarak ilgili ses kaydı içeriğinin sanığa ait olup olmadığı yönünde Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin uygulanması ve 43 üncü maddesi uyarınca artırım yapılması,
B. Kabule göre de;
Bilirkişi tarafından çözümü yapılan ses kaydı içeriğine göre sanığın katılana yönelik “…’lılara vallahi billahi yemin ediyorum haber veririm. Allah sizi inandırsın sizi bir gecede yok ederler.” şeklinde sözler sarf etmesi ve Mahkemece söz konusu ses kaydının hukuka aykırı delil niteliğinde olmadığı kabul edilerek hükme esas alınması karşısında eylemin 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
C. (A) bendinde belirtilen bozmaya uyulup eylemin 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi halinde
1. 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Kanun’un 2 ve 7 nci maddeleri de gözetilip, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirmesinde zorunluluk bulunması,
2. 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken (B) bendindeki bozma yönünden 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanık hakkında cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.01.2023 tarihinde karar verildi.