YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/29303
KARAR NO : 2023/298
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyizinin sanığın atılı suçu işlemediğine, mağdur tarafın soyut iddiası dışında sanığın cezalandırılmasına yeter kesin ve inandırıcı delil olmadığına, sanığın beraat etmesi gerektiğine, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğuna, sanığın suçu işlememesi ile birlikte olay günü yalnız olduğuna, suç vasfı tayini konusunda mahkemenin hataya düştüğüne, hakkında takdiri indirim sebebi ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, katılanın suç tarihinden önce vefat eden babası …’dan alacağı olduğunu iddia edip katılanın iş yerine suç tarihinden önce giderek babasının borcunu katılanın ödemesini istediği, katılanın ise babasının mirasını reddettiğini sanığa söyleyerek borcu ödemeyi kabul etmediği, daha sonra katılanın sanığa 13.000,00 TL ödemede bulunduğu, bu olaydan sonra sanığın katılanı arayarak kalan alacağının tahsili konusunda görüşme teklifinde bulunduğu, ancak katılanın bunu kabul etmediği, sanığın telefonla arayıp rahatsız etmesi nedeniyle katılanın sanığın aradığı numarayı telefonunda görüşmeye engellediği, suç tarihinde katılanın arkadaşları ve akrabaları olan tanıklar …, … ve …’nın katılanın ikametgahının bulunduğu mahalledeki evlerinin yakınındaki parkta bulundukları sırada sanığın yanında açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen 5-6 kişi ile birlikte beyaz … marka araçla parkın yanına geldiği, sanığın tanıklara katılanın telefonlarına cevap vermediğini söyleyerek tanıklardan katılanı çağırmalarını istediği, tanıkların da katılanın çocuğunun rahatsız olduğunu, bu nedenle gelemeyeceğini söylemesi üzerine sanığın katılanın babasının kendisinde 150.000 TL’ lik senedi olduğunu, sağlığında bu senedi verdiğini, karşılığında kendisine daire vereceğini vaat ettiğini söyleyip katılanı kastederek “Ben onu evden almasını bilirim, bizden içeride olan çok kişi var, evinden alıp onun kafasına sıkarım, hata yapanın affı yok, sizin de kafasına sıkarım.” şeklindeki sözlerle tehdit ettiği, sanığın yanında bulunan ve arabadan inen kişilerden bir tanesinin de katılanın kafasına sıkacağını söyleyip sanığın sözlerine katıldığı, bu şekilde sanığın katılanın babasından alacaklı olduğunu iddia ederek açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen başka bir kişi ile beraber katılana karşı birlikte tehdit eylemini gerçekleştirdiği kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A.Sanık ve Müdafinin İleri Sürdüğü Temyiz Sebepleri Yönünden
1.Sübuta, vasfa, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraat etmesi gerektiğine ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğuna yönelik temyizde; katılanın aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımları, tanık beyanları ile Olay ve Olgular başlıklı bölümde belirtilen deliller karşısında sanığın suç teşkil eden eylemi gerçekleştirdiği ve eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 106 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki tehdit suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, suç vasfının belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
2.Lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik temyizde
Sanığın adlî sicil kaydı incelenmek suretiyle Mahkemece, “Sanık hakkında daha önce işlemiş olduğu suç nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen yüklenen suçu sabıkasındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ilamın denetim süresi içerisinde işlediği, suç tarihinden önce işlediği ve suç tarihinden sonra kesinleşmiş kasıtlı suçtan hükümlülüğünün bulunması ve suç işleme eğilimine göre cezasının ertelenmesi halinde yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve cezanın ertelenmesine yer olmadığına.” şeklinde karar verildiği anlaşılmakla, lehe hükümlerin sanık hakkında uygulanmasına yer olmadığına dair Mahkemesinin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
3.Takdiri indirim nedeninin uygulanması gerektiğine yönelik temyizde
Sanığın suçtan sonra ve yargılama sürecinde dosyaya yansıyan lehine değerlendirilebilecek bir husus bulunmadığından, hükmolunan cezasından 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin takdiren uygulanmasına yer olmadığına dair Mahkemenin inanç ve taktirinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
B.Sair Yönlerden
Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2023 tarihinde karar verildi.