YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/30904
KARAR NO : 2023/12617
KARAR TARİHİ : 22.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu sanık hakkında
A. Hakaret suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat,
B. Tehdit suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat,
Kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; tanık beyanı ile sanığın üzerine atılı suçları işlediğinin sabit olduğu belirtilerek mahkumiyet hükümleri kurulmasına, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, katılana “Sanane o… çocuğu, senin başına ne işler açacağım.” diyerek hakaret ve tehdit ettiğinin iddia edildiği olayda;
1. Sanığın suçlamayı kabul etmediği,
2. Katılan ve eşi olan tanık …’nın aşamalarda ve birbirleriyle çelişen beyanlarda bulundukları,
3. Tarafsız tanıklar … ve …’nin sanığın katılanı tehdit ettiğine dair beyanlarının bulunmadığı,
4. Dosya kapsamından taraflar arasında husumet bulunduğu,
Tespit edilmiştir.
5. Yerel Mahkemece, katılan ve eşi olan tanık …’nın beyanlarının soruşturma ve kovuşturma aşamasında, kendi içinde ve birbirlerine çelişik olduğu, kamu görevlisi olan katılanın böyle bir suç halinde yetkili merci ve şikayet yollarının bilmesine rağmen suçun akabinde şikayetçi olmadığı, sanığın şikayeti üzerine alınan ifade sırasında şikayetçi olması ve olay anlatımının tanık … tarafından doğrulanmadığı, tarafsız kamu tanığının katılanın söylediği suça konu sözü teyit ederken sanığın söylediği iddia edilen sözleri duymadığını beyan etmesi birlikte değerlendirildiğinde, katılan ve eşi tanığın daha önceden de sanığın kızını rahatsız etmeden dolayı aralarında husumet bulunduğu anlaşıldığından ve hiç bir yan delille ispatlanamadığından ifadelerine itibar edilememiş, kendilerine karşı yüklenen suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılan katılan sanık …’in ifadesine itibar edilemeyerek şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince yüklenen suçların sabit olmadığı gerekçesiyle atılı suçlardan beraat hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın suçlamayı kabul etmemesi, katılanın ve eşi olan tanık …’nın aşamalarda ve birbirleriyle çelişen beyanlarda bulunmaları, tarafsız tanıklar …, …’nin sanığın katılanı tehdit ettiğine dair beyanlarının bulunmaması ve taraflar arasında husumet bulunması karşısında; Yerel Mahkemece “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca beraat hükümleri kurulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.