YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/30931
KARAR NO : 2023/3796
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, tehdit
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu karar ile sanık hakkında
1. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, aynı maddenin dördüncü fıkrası, aynı Kanun’un 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay hapi s cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
2. Tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteğinin; mevcutlu olarak duruşmaya katılamadığından ve üzerine atılı suçu işlemediğinden hükümlerin bozulması talebine, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Şikayetçinin denetimli serbestlik müdürlüğü infaz bürosunda vaka sorumlusu olarak görev yaptığı, sanığın infaz yükümlülüklere uymaması nedeniyle dosyasının kapatıldığı, suç tarihinde sanığın komisyon kararını tebliğ almak için infaz bürosuna geldiği, şikayetçinin ise komisyon kararını sanığa tebliğ etmekle görevli olduğu, şikayetçinin komisyon kararını sanığa tebliğ etmek istediği sırada sanığın kararı tebliğ almaktan imtina ettiği ve infaz bürosundan kurum koridoruna çıktığı ve burada şikayetçiye hitaben “Benim dosyamı kapatacak adamın anasını avradını s…m, burayı yakarım, benim dosyamı kapatmak g…t ister, örgüte üye olup canlı bomba olup bir yerleri patlatmak mı gerek.” şeklinde hakaret ve tehdit içeren söylemlerde bulunduğunun iddia edildiği olayda;
1. Sanığın suçlamayı reddettiği tespit edilmiştir.
2. Katılan aşamalarda benzer beyanlarda bulunmuştur.
3. Şikayetçi ve diğer infaz koruma memurları tarafından 15.01.2016 tarihli tutanak tutulduğu tespit edilmiştir.
4. Hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında dinlenen tutanak tanıkları iddiaları doğrulamaktadır.
5. Yerel Mahkemece ” … her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiş ise de, müştekinin ve tanıkların beyanları, dosya içerisinde bulunan 15.01.2016 tarihli tutanak birlikte değerlendirildiğinde müştekinin, sanığa iftira atmasını gerektirecek hiçbir neden bulunmadığı, bu haliyle sanığın üzerine atılı suçu işlediği tüm dosya kapsamından sabit olduğundan, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek” şeklindeki gerekçeyle sanığın üzerine atılı suçlardan mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Subüt yönünden
Şikayetçinin ve tutanak tanıkların aşamalarda benzer beyanlarda bulunması ve 15.01.2016 tarihli tutanak içeriği karşısında; Yerel Mahkemenin sanığın üzerine atılı suçları işlediği yönündeki kabulünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Savunma hakkının ihlali yönünden
Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, yükümlülük yönü olmakla birlikte öncelikle kendisi açısından bir hak olup, bu hak adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Tarafı olduğumuz ve onaylamakla iç hukuk mevzuatına dahil ettiğimiz Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6 ınci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, sanığın en azından kendi kendini savunma hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunmasını yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı da kabul edilmiştir.
Kendisi yönünden hak olarak düzenlendiği kabul edilen bir hususta sanığın, bu hakkı ne şekilde kullanacağı konusunda hiçbir insiyatifinin olmadığının kabulü halinde hakkın varlığından da söz edilemeyecektir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12 Şubat 1985 tarihli Colozza ve Rubinat/İtalya ile 25 Kasım 1997 tarihli Zana/Türkiye kararlarında, sözleşmeyle garanti altına alınan bir hakkın kullanılmasından vazgeçilmesinin, bunun açıkça söylenmesiyle mümkün olabileceği belirtilmiş olup, buna göre sanığın duruşmada hazır bulunma hakkından feragat etmesi de ancak bu hususu açıkça söylemesiyle mümkün olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede; karar tarihinde farklı yer ceza infaz kurumunda başka bir suçtan hükümlü olan sanık, asıl mahkemesince savunmasının alındığı 07.06.2016 tarihli celsede “Duruşmalardan bağışıklık tutulmak istediğini.” beyan etiğinden, hükmün açıklandığı son oturumda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mâhkumiyetine karar verilmesi savunma hakkının sınırlandırılması niteliğinde olmadığından, bu yönüyle de hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanığa yükletilen tehdit ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı, anlaşıldığından
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.