YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/31669
KARAR NO : 2023/15681
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.03.2013 tarih ve 1515-202 ile 21.12.2010 tarih ve 230-264 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında açıkça vurgulandığı gibi, kesin nitelikteki hükümler ancak kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermek şartıyla, suç vasfına yönelik ya da suç niteliği doğru belirlenmesine rağmen yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırı içinde kalan cezaların verildiği hükümlere karşı yapılan aleyhe başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabilecektir. Yerel Mahkemece sanık hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi gereğince doğrudan verilen 2.000,00 TL adli para cezası, karar tarihi de göz önünde bulundurulduğunda 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereğince kesin nitelikte bulunmaktadır. Ancak Yerel Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince mükerrir olan sanık hakkında seçimlik cezalardan hapis cezasının tercih edilmesi zorunluluğu gözetilmemiştir. Bu nedenle kesin nitelikteki tehdit suçuna ilişkin hüküm ile hakaret suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece, sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tehdit suçundan ise aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, her iki suç yönünden ceza tayin olunurken seçimlik cezalardan hapis cezası yerine adli para cezası tercih edilmek suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranıldığına ve 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan sair tehdit suçundan hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna, ilişkindir.
B. Sanığın temyiz isteği, kararı adil bulmadığından temyiz ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece, “Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda toplanan kanıtlar, sanık savunması, yakınanın ve tanıkların anlatımları,olayın gelişimi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Yakınan …’in … E Tipi Jandarma Bölük Komutanlığında rütbeli asker olduğu, sanık …’nın da … E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu, olay günü jandarma görevlilerinin sanığı yakınanın komutasında adliyeye duruşmaya getirdikleri, sanığın nezarethanede duruşma beklediği sırada görevli askerlerden sigara istediği, yasak olması sebebiyle askerlerin sanığa sigara vermediği, bunun üzerine sanığın görevli erler vasıtasıyla devriye komutanı olan yakınanı çağırdığı, yakınan geldiğinde aynı şekilde nezarethanelerde sigara içmenin yasak olduğunu söylediği, bunun üzerine sanığın ana-avrat küfür ettiği,ayrıca yakınana “Ben sizinle dışarıda görüşeceğim, nasıl olsa çıkarım, kim olduğumu bilmiyor musunuz, sizi aratıp kim olduğumu göstereceğim.” şeklinde sözler söyleyerek basit şekilde tehdit ettiği ve üzerine atılı suçları işlediğinin sabit olduğu” gerekçesiyle mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hükümler,
A. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi uyarınca dava açılmasına rağmen, ek savunma hakkı tanınmayarak iddianamede gösterilmeyen aynı fıkranın son cümlesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesinin birinci fıkrasına aykırı davranılması,
B. Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmaması,
C. 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısı ve sanık …’nın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2023 tarihinde karar verildi.